4 Ağustos 2013 Pazar

Malik-i Mevt - Can Toraman Kitap ile ilgili düşüncelerim



Ofiste sevdiğim bir arkadaşımla sohbet ederken masamdaki üst üste duran kitaplar ilgisini çekmişti..
-yeni arkadaşlar edinmişsin bakıyorum pek kalabalıksınız dedi
-Öyle dedim gülerek..

"Kitaplarım benim için çok önemlidir, beni yakından tanıyan dostlarımda bunu çok iyi bilir..Kitaplarımı paylaşmayı hiç sevmem..Birisi benden kitap istediğinde sanki bir parçamı koparıp vermemi istiyormuş gibi hissederim hep..

Edebi değeri olan kitaplara ilgim oldukça büyük..Ağırlıklı olarak "Dünya Klasikleri, Klasik Türk Edebiyatı ve ikinci yeni şairlerini" okuyorum..

Tabi arada farklı öykülerede ilgim olmuyor değil..En son okudugum
iran ve afganistan konulu kitap bir hayli etkisinde bırakmıştı beni..

Ben kitapları kendimce kategoriliyorum..
Mesela diyorum ki;
Klasik edebi kitaplar
Tasavvufi - Mistik kitaplar
ve çerez kitaplar..

Evimde olduğu gibi ofisimde de kitap mutlaka olmalı kitap olmayan bir ortam bana ruhsuz geliyor..Soğuk ve duygusuz buluyorum..

Yoğun iş temposu hasebiyle bir buçuk iki ay kadar elime kitap alamıyordum..İşlerim hafiflediğinde Kuyucaklı yusuf'a başlamaya niyet etmiştim..O gün ofisime ziyarette bulunan arkadaşım sayesinde yeni bir kitapla tanıştım..




MALİK-İ MEVT
Okunma sırasına girmiş kitaplardan biri değildi. Beklenmedik bir buluşmamız oldu bu kitapla.
Arkadaşıma doğum gününde hediye edilmişti..Kitaptan bahsetti adını hatırlamadığını içeriği hakkında bir fikri olmadığını ve ön kapakta yazan yazıdan ötürü biraz tedirgin olduğunu söylediğinde bende merak ettim..


Kendisi fazla kitap okumamakla beraber ona hediye edilen kitabın kalınlığı nedeniyle de okumaya pek hevesli görünmüyordu..

sohbetimiz bittiğinde onu arabasına kadar geçirirken kitabı bana verdi..ilk 16 sayfasına kadar okumuş ve ona pek çekici gelmediğini söyleyerek önce benim okumamı istedi ve ardından hatta sana hediyem olsun diye ekledi..

Gülümsedim..Memnuniyetle kabul ettim..

Kitabı alıp ofise çıktığımda hemen incelemeye koyuldum..bir tasarımcı olarak kitabın kapak tasarımı çok ilginç ve bir o kadar da kasvetli geldi..Hemen içerik bilgilerinin olduğu kısmı açıp yayınevine baktım ..

Yanlış görmüyordum altıkırkbeş yayın evi ve kapak tasarımı Erol Egemen yazıyordu..
geçen yaz tatildeyken izlediğim "Kaybedenler Kulubünde" ismi sıkça geçen "kim ulan bu Erol Egemen" idi bu..Filmde gözlemlediğim kadarıyla bu yayın evinin kitaplarının pekte tarzıma uymayacağını düşünmüştüm..Ve hiç bir kitabını almamıştım..
İçerik bilgilerinin olduğu yerde bir paragraflık yazıyı okumaya koyuldum..Okudugumda ilk tepkim gülmek olmuştu ..



"lemur sürüleri görür vederin bir yalnızlığa gömülür"..

Kitap hakkında nette biraz bakındım ama hiç bir yerde içerik hakkında bir bilgiye rastlamadım..arka kapakta ki yazıda hayli enteresandı..



"Hımm..Demek yazar bizi gerçek cehennemle tanıştıracakmış"

Çok işim vardı ve bu kitaba başlamak için doğru bir zaman değildi..Künyesini okudum kapağı inceledim ve kitabı kapatıp diğer kitaplarımın yanına koydum..
Bir hafta sonra iş yoğunluğum sıradan bir rutine oturduğunda kitabı elime aldım..

İlk 18 sayfa bir bireyin rüyasında ki karabasanlarla doluydu..Biraz sıkıldım ve ara verdim ertesi gün otobüste gelirken kaldığım yerden devam ettim ve konu ilgimi çekmeye başladı..Sadece sabahları otobüste okuyor ve geceleri sahurdan sonra sabah 06:00 ya kadar okuyordum..Gece sessizliğinde okudukça tedirgin oluyor sabah devam ederim diyor ama yine de elimden bırakamıyordum..Yine kitapla birlikte uyuya kalmıştım..

1 hafta içinde 463 sayfalık kitap nasıl bitti anlamadım..

Okuduğum süreçte simya'ya ilgim oluştu ve ajanlığa merak salmıştım..Her şeye daha dikkatli bakıyor inceliyor ve dinliyordum..


Vel hasıl kelam..

Görmediklerimizin hepsini görmeden, göreceğimizin gördüğümüz kadar olduğunu söylemenin yanlışlığını anlıyorsunuz kitabı okudukça.

Ayasofyanın dehlizlerinde bende onlarla birlikte mistik bir gizeme doğru yürüdüm ve ne yaşıyorlarsa aynısını yaşadım..Kâh irkildim,kâh gözlerimi kapadım ve ilkel korkuyu en yalın haliyle tüm hücrelerimde hissettim..

Bağlantının merkezinde yaşamdan ziyade ölüm'e hizmet eden bir Doktor yer almaktadır..

Açıklaması mümkün olmayan anomaliler, kökleri bizans'a uzanan gizli bir tarikat ve tekinsiz emanetlerin konu olduğu kitapta CIA, MİT vb. teşkilatların tehlikeli ve ölümcül mücadelelerine şahit oluyorsunuz..

Bütün bunlardan sonra romanın konusunun hayli ilginç olduğunu söylememe gerek var mı bilmem..
Okumanızı tavsiye ederim..

Ve Sevgili Can TORAMAN'a teşekkürlerimi sunuyorum..

2 yorum :

TheSaint dedi ki...

ben bu blogu çok sevdim...

Berra dedi ki...

TheSaint : Teşekkürü borç bilirim o halde :) yine beklerimm :)selametle..