30 Ocak 2012 Pazartesi

ve yeni tumblr blogum



ne zmandır kendime tumblr blogu açmayı istiyordum kısa anekdotlar için   ve  geçenlerde açtım.. orada anekdotlar, şarkılar videolar ve  fotograflar paylaşıyorum ziyaretinizi beklerim :)

Berra'nın Anekdotları 

29 Ocak 2012 Pazar

Filmler

uzun zamandır izlediğim filmlerden bahsetmemiştim..bu gün  bu soğuk pazar günün de yanıbaşımda dumanı tüten mis kokulu kahve eşliğinde filmlerden bahsedeyim dedim..

geçtiğimiz perşembe almadovar'ın filmi olan "İçinde yaşadığım deri" filmini izledim..film psikolojik bir film kurgu  çok iyiydi gerçekten..insanı dehşete düşüren  cinstendi..sıkılmadan izleyebiliceğiniz bir film..




28 Ocak 2012 Cumartesi

blogumun 3. yaş günü

Bu gün blogum 3. senesine girdi..bende eskilere yolculuk yaptım bu zaman tünelinde..ilk başladığı an'a gittim şöyle bir..


Herşey 2010 yılı ocak ayının 28 inde başlamıştı.. Evet o gün burayı açtım ve kendime dair hayata bakışıma dair paylaşımlarda bulundum..Geriye dönüp bakınca iyi ki diyorum, iyi ki açmışım burayı ..Çünkü insan bazen ne yaşadıgını unutabiliyor ama yazılan şeyler unutulmuyor..Blogumun sloganında da oldugu gibi ne demişler söz uçar yazı kalır..Şimdi geriye dönüp yazdıklarımı okuyorum da vayy be diorum  ne çok şey yapmışım yada ne çok üzülmüşüm..tabi ki sevinçlerimi mutlu anlarımı da okudukça mutlu oluyorum..her açıdan ne kadar yol katettiğimi görmek gerçekten güzel.

ve sevgili blog okuyucuları sizler iyi ki varsınız..paylaşımlarıma yaptıgınız içten  bir merhaba ile bu maceramın bir parçası oldunuz..hepinize kucak dolusu sevgiler..

sen gelişi güzeldin sevgilim



Gitmekten vaz mı geçiyorsun yani diye sormuştum; “gitmelerden vazgeçmiş değilim; ben gelmelerden yoruldum” dedi ve yine gitti. Zaten her gelişi gider gibiydi, her gidişi de gelir gibi… Ne yanımdayken mutlu olabiliyordum, ne de ayrı kalabiliyordum. Hem armağan gibiydi gidişi, hem ceza. Ve bir kez daha anladım; gelişigüzeldin sen sevgilim, gidişi değil. 

Kahraman Tazeoğlu

27 Ocak 2012 Cuma

Çok okuyan mı bilir Çok gezen mi ?



Çocukluğumuzda kaç kez duyduk kim bilir: “Çok okuyan mı bilir, çok gezen mi?” Cevaptan çok, sorunun kendisi önemliydi sanki. Ortada derin bir ikilem varmış gibi ciddiyetle yöneltilirdi soru. Her seferinde “Çok okuyan!” dememiz beklenirdi. Galiba ilköğretimdeki öğretmenlerimiz, okuma sevgimizi böyle artırmaya çalışırdı. Çok okumakla çok gezmek asla yan yana gelemezmiş gibi… Bense okumayı da gezmeyi de tutkuyla seven biri olarak  ikiye bölünürdüm. Hiçbir zaman ısınamadım bu yapay ikileme, okumanın da içten içe bir seyahat olduğuna inandığımdan, her kitabın bizi başka bir yolculuğa çıkardığını düşündüğümden. Okuyarak gezmek, her kitabı başlı başınabir serüven sayarak bir başka ortama, bir başka yaşama uzanan bir yolculuk yapmak mümkündür çünkü. Gezerken de her insanı ve her hayatı bir kitap gibi düşünerek dünyayı okumak da mümkün. Okumak ve gezmek aslında o kadar iç içe ki…

26 Ocak 2012 Perşembe

Carmen Lundy konseri izlenimlerim




Dün akşam Akbank sanat'ta  sahne alan caz müziğin divası Carmen Lundy yine harikalar yarattı.Carmen Lundy'nin  konserlerine  daha önce katılmamıştım.Akbank sanat'ın  bu harika etkinliğiyle kendisini canlı olarak dinleme fırsatını buldum..Caz müzik deyince benim aklıma ilk gelen isim Carmen Lundy oluyor.Günümüzün en yetenekli, saygın ve sofistike caz vokalistlerinden Carmen Lundy,güzel sesinin yorumunun yanı sıra sahnedeki duruşuylada izleyenleri etkisinde bıraktı..Blues ve kilise müziği köklerini caz öğeleriyle birleştiren carman lundy'e bir kez daha hayran oldum diyebilirim..

24 Ocak 2012 Salı

Caz severlere güzel haber



Bu akşam ve yarın akşam  Akbank Sanat Caz müziğin divası Carmen Lundy ağırlıyor. Benim gibi caz severler için kaçırılmayacak fırsat..
 Carmen Lundy ve grubu, ayrıca 26 Ocak Perşembe günü 14.00’te iseAkbank Sanat’ta deneyimlerini paylaştıkları bir workshop düzenliyor.

Bu da en sevdiğim parçalarından biri O şarkı

günlük post ( 2010 dan kalma taslaklarda unuttuğum yazı)

dip not: Bu yazıyı 2010 yılının mart ayında yazmışım..taslaklara bakarken  fark ettim yayınlamayı unutmuşm sanırım yada kesin ekliyeceğim bir şeyler vardı..şimdi oldugu gibi düzenlemeden yayınladım :) pek faalmişim o zmanlarda da  :) seminer seminer geziodum şimdi onlara pek fırsat buluyorum..

ya ne zmandır yazmıorum bloga .. niyeyse hiç yazasım yok üşeniyorum.. :) ama canım sıkılıo buraya bişiler yazmam lazım .. cuma günü bi yere gittim keyf-i balat diye bi mekan .. çok begendim tam bana göre bi yer..otantik romantik :))  o yagmurda ıslana ıslana gittim  ama iyikide gitmişim ..sözde fatihle çizim yapcaktık ama çene yapmaktan  bişi yapamadık :)  bu arada kendisi bana ingilizce dersi vericek özel ders yani :) tabi  fırsat yaratıp görüşebilirsek.. kendisi wep tasarımcı grafiker aynı zmanda,görseli harika oldugu için bi kaç tüyo alıyım dedim  ama bizim çeneler tavan yaptı tabi benim çizimde yalan oldu :) hımm bu arada ben geçen ctesi değil ondan önceki ctesi ( dıdısının dıdısı gibi oldu ) yazarlar birliğine gittim yazarlığın saklı bahçesi diye bi program var Ali Ural'ın hazırladıgı orda bi yazarla tanıştım YASEMİN KARAHÜSEYİN  çok tatlı bi bayan kendisi nasıl yazmaya başladıgını ve kitabının yazma evresini anlattı .. yazmak hiç kolay iş değiş aslında (yani kitap yazmak ) bende bi kaç soru sordum kendisine, biraz muhabbet falan derken öyle geçti o gün.. bu sıralar baya geziorum.. bi yanım çok aktif diğer yanım da bi o kadar tembel.. seviyorumda bide bu tembelliği ya :) bu arada kursta bi kompozisyon çizdim kuruboya ile ilk denememi yaptım  stilist çizimleri hariç kompozisyonda ilk yapışım  burayada eklerim not verin bana :) hoca not veremeden askere gitti:)) çok zevkli oluyomuş kuruboya ile çalışmak bide tükenmezle  kuruboya karışık yapıcam  bakalım o nasıl olucak :) saat oluyo bu kadar dedikodu yeter bu günlük .. daha nisan ayı listesi yapıcam pff cidden uyuşuk oldum iyice :)  sabahın köründe geliorum ofise mıymıntı oluyorum erken gelince :)) bişi yapasım gelmiio yarın yapcam  ama söz ..

17 Ocak 2012 Salı

kestik biraz mola :)

Dün akşam İstanbulajansı'nın genel yayın yönetmeni sevgili abim Bekir KAPLAN'ın esma sultan yalısından kanal 35'te hazırlayıp sunduğu köprü programının ilk yayın günüydü..ve ilk konuğumuz iletişim uzmanı sayın Mustafa KAYA idi..muhteşem boğaz manzarası ve lapa lapa yağan kar eşiliğinde güzel bir yayın oldu..kar yağışının sebep olduğu trafik aksaklığından dolayı  biraz geç başladık ama olsun  her şey gayet güzel  gitti..bende boş durmadım  tabi ki yayından önce bol bol  fotograf çektim.. bi kaç kareyi de burda paylaşalım..

16 Ocak 2012 Pazartesi

yarası saklım


Sorma bana,nekadar seviyorsun diye!
O kadar,işte!
Tavanı kadar sokağın,dibi kadar cehennemin...

[nazım hikmet].

11 Ocak 2012 Çarşamba

kocaman kalbi olan kız :)

öss yaklaştı beni bi heyecan bastı..düne kadar takmıodum ama şimdi ufaktan bir  ders çalışmalısın alarmları çalmaya başladı beynimde..yapılıcak o kdar çok şey var ki; çizimler yarım kalan çalışmalar, bir süredir yazmayı ihmal ettiğim hikayem, gidiceğim sergiler, okumam gereken kitaplar, off off  hepsi iyi güzelde zaman  yok yada dogru zamanı denk getiremiorum..bi süre sanırım suluboyalarla gidicem :)  eskizlerden fırsat buldukça mola olarak  suluboya yapıorum..eskizleri eklemiorum  çünkü dişe dokunur yanları yok olanlardan seçip eklicem ama tabi fırsat bulabilirsem.. ve tüm bunların dışında hayat gayet iyi ve yogun gidiyor :) 


9 Ocak 2012 Pazartesi

suluboya palyaço

Gün içerisinde fırsat buldukça bişiler çizmeye çalışıorum..sıkıldıgımda da suluboyaya sarıorum..az önce de bi tane palyaço yaptım..ama ne yapmak her yanı şilanın pati izleriyle dolu..son zamanlarda o kadar yaramaz oldu ki zor baş ediorum onunla..bu gün ben çay bardagını devirdim o da suluboyanın su kabını devirdi sanırım sakarlıkta bana çekmiş :) bayılıyor suyla oynamaya iki de bir gelip patisini batırıyo..şimdi yazınca komik gelio gülüorum ama o yaptgında çok sinir oluorum birde patisini suya batırdıktan sonra yüzüme dogru sallayıp bana sıçratışı yokmu deli oluorum..ama seviorum onu nihayetinde..şimdi yanımda uyuyo horlayarak :) tabi çok yoruldu kızım  boyalar sular falan :) resim kagıdının da içine ettik çay çaorba karışık bi teknik oldu :) zaten çokta önemli bişi deildi :)


5 Ocak 2012 Perşembe

ne zamandır yapmadıgımı fark etmiştim :)

epeydir suluboya  yapmıodum ilham perisi bana naber demek için ugramış bende hemen bir boyama yapıp  iyilik diye cvp verdim..perileri severiz biz  :) kuşları da öyle  hele baykuşları çok çok severiz :)

şila ile birlikte yaptık bunu oda patilerini  önce suya sonra  kagıda sürdü çok meraklı resimlere ve suluboyaya  o kadar meraklı ki  suluboyanın  su kabından içicekti yakalamasam :)
şimdilik hoşçakalın başka postta görüşürüz :)

4 Ocak 2012 Çarşamba

posta kutusundakı mızıka



yalnızlığın bana yakıştığını söylüyorlar. iyi duruyormuş üzerimde. renkleri sade ve uyumluymuş dikimi kusursuzmuş. bu mahir terzinin adını öğrenmek istiyorlar. söyler miyim hiç. konfeksiyon yalnızlıklar ne güne duruyor söyler miyim hiç sevgili dost bana bencilce hareket ettiğimi söyleme sakın insanlara güvenimi kaybettim. terzimin adını sadece deniz fenerlerine ve kız kulesine verdim .galata kulesi de istedi ama reddettim onu. çünkü o her gece koynuna yabancıları alıyor. yalnızlık senin neyine dedim. neyine senin yalnızlık!

Ali Ural