28 Ocak 2011 Cuma

Berra'nın Çöplüğü 1 Yaşında :))

Say Hello :) 


Bugün blogu açalı  tam 1 yıl oldu..Şöyle geriye dönüp baktım eski postlarıma ne çok şey olmuş nelerden geçmişim neler yaşamışım yahu..Aslında blog tutmak çok güzel bir şey hemen hemen bi çok şeyi mi yazmışım..Pişman da değilim..Ne yazdıysam hepsinde hep samimi oldum..

İlk önce sevgili arkadaşım Zeynep blog açmıştı..Çokta güzel bir blogu var..Sanalkurstan tanışmıştık onunla..Sanalkurs harika bir siteydi hiç çıkmazdım ordan,sürekli brush indirir yapılan çalışmalara eleştirilerde bulunur ve fikir alırdım  güzel bir arkadaş ortamımız oluşmuştu orada..Ama ciddi bir profili vardı tabi ki, bazı forumlar gibi değildi orası disiplin vardı..Sirac abi ve tekinden çekindiğimizden  mesaj yazdığımız konular altında pek geyik yapamıyorduk..Zeynep'in bana berra sende blog açsana çok aftifsin çok ekşınlı bi yaşantın var falan gibi şeyler söyledi..Bende Zeynep'in  bana gaz vermesiyle burayı açtım..Adını da çöplük koyduk..Burayı rahat rahat geyik yapalım diye açmıştım aslında ki  :) Sonra ben buraya ne yazıcam ki nasıl doldurucam ki demeye başladım..Ama sonrasın da bu geyik olayı  şekil değiştirdi..Önce kendime dair  yazılarım olmaya başladı..Sonra ilgimi çeken haberler,Sevdiğim şiirler  falan feşmekan derken bunu çizimlerim de takip etmeye başladı..Kendi çapımda yaptığım çizimleri mi  paylaştım..Gittiğim sergi,söyleşi ve seminerlerden  bahsettim..Hikaye yazmaya başladım..(artık roman olucak galiba) Okuduğum kitaplar gezdiğim gördüğüm yerler derken blogum ister istemez dolmaya başladı..İçimden ne geçiyorsa onu yazdım..Öyle konuştum..

Harika Bloggerlarla tanıştım çok şey öğrendim,bana çok şey kattı blog camiası ve iyi ki de açmışım burayı diyorum..Zamanla takipçilerim artmaya başladı..İnsanların benim paylaşımlarımı izlemesi okuması inanılmaz mutlu etti beni..Ve ben bloguma insanları çekmek için hiç bişey yapmamıştım..Hatta bi ara pek sıkıntılı dönemimde günlerce bloga uğramadığım bile oluyordu..
Kısa sürede  bu kadarını beklemezken Followlarım artmaya başladı..Derken Twittera da bulaştım..Önceleri pek aktif değildim ama  sonra birden orada da aktif olmaya başladım..Ve kısa sürede orada da çok  cici insanlarla tanıştım kaynaştım..Beni izleyen blogumu ziyarete gelip birde üstüne yorum bırakan blogdaşlarıma çooookk tşk ediyorum..Burası ayrı bir dünya gibi ve ben burada bu insanlarla etkileşim içinde olmaktan öyle mutluyum ki :)) Nice senelere çöplüğüm :)) 

26 Ocak 2011 Çarşamba

fiyonklu kız çizim


pazartesi akşamı uyku tutmayınca  yapılması en zevkli şey bir şeyler çizip boyamak :) uykumu getirmek için kitap okudum 60 sayfa okumuşum ama hala gözlerim yorulmamıştı..tabi  ödevler yüzünden sabahlayınca uyku düzeni kalmadı..bende biraz boyalarla haşır neşir olayım dedim :) fena mı ettim :) sonra da rahat rahat uyudum..


P.S netten bulduğum hoşuma giden illustrasyonları aklımda kaldığı  kadarıyla  yapmayı seviyorum..bu da netten  buldugum bir illustrasyondu..

25 Ocak 2011 Salı

iki yeni kitap daha :)




Geçen hafta perşembe İskender PALA Küçükçekmece cennet kültür merkezindeydi oraya gitmiştim bende dinlemeye hemde Esra ile tanışmış olduk..Söyleşiye giderken imzalatmak için kitap alamamıştım giderken sağa sola göz attım ama kitapçı bulamamıştım..söyleşiden çıkıp da eve giderken Ataköyde bir kitapçı bulup aldım Katre-i Matemi  :) beni tanıyanlar bilir kitaplara olan zaafımı dayanamıyorum napiyim :) 


Ve Frida; Bu kitabı da şişli de ki bi kaç kitapçıda sordum  ilk çıktığı zaman, elimizde yok dediler..Çok istediğim bir kitaptı bulamadığım için üzülmüştüm..Ama ctesi  günü arkadaşımla sergi sergi gezerken bir kitapçıda gördüm,çok sevdiğim arkadaşım bana aldı bu kitabı  nasıl mutlu oldum anlatamam :) okumak için sabırsızlanıyorum ama o kadar çok kitap  oldu ki okunacak, bir hafta tatile ayrılıp  bir yerlere kaçıp kitaplarımla baş başa kalmak istiyorum ..

24 Ocak 2011 Pazartesi

Muhteşem cumartesi

SULTANAHMET KAHVALTI
Evet evet  başlık  çok doğru :) Cumartesi günü benim için  harika, muhteşem bir gün oldu..Sabah 8 de kalktım ve okula gitmek üzere yola çıktım geç kalmadığım için de ayrı bir keyif var tabi :) Sonra okula girmeden Sultanahmet'te tramway yolu üzerinde ki mekanlardan birinde kahvaltı ettim..İki gündür  sabahlamanın verdiği uykusuzluğu atamadığım için gözlerimi açmakta zorlanıyordum..Beni kahve paklar diyip starbucksa girdim..Filtre kahvenin o baş döndüren  kokusu beni kendime getirdi hımm aaala dedim ve okula girene kadar bitirdim..Okula girdim ödevimi teslim ettim,hocanın verdiği yeni konuya (doku çalışması) hemen başladım ve çıkış saatine kadar bitirip teslim ettim..

TAKSİM 



Okuldan çıktık kızlar ağa kapısına gidelim dediler ama ben gidemezdim çünkü taksime gitmem gerekliydi Selahattin hocamın sergisini hala görmemiştim ve o gün kesin gidecektim gitmeliydim..O yüzden kızlarla gitmeyip taksime gittim bir arkadaşımla..O gün harikaydı tam 5 tane resim sergisi ve 2 tane de fotograf sergisi gezdik sonra güzel bir mekanda  yemek yedik, Selahattin hocanın gelmesini beklerken zaman geçmiş sonra koşa koşa galeriye gittik ve kendisiyle ayak üstü yarım saat sohbet ettik..Bir yıldır tanıyorum kendisini,çok sevdiğim saydığım bir insan..Selahattin hoca gibi profesyonel bir sanatçıyla tanıştığım  ve onun engin bilgilerinden  görüşlerinden faydalandığım için çok şanslıyım ben :)


SERGİ SONRASI -SOHBET 
Sergi ve sohbet sonrasında rotamızı tekrar istiklale çevirdik yağmur başlamıştı..Dışarıda ki cafelerden birinde oturup birer çay içtik..Ve çok değerli arkadaşımın bana aldığı çok değerli hediyeyi  incelemeye başladım..Bu hediye bir kitaptı ama benim için altın kadar değerli bir kitaptı.( Zira kitaplarımın hepsi benim için çok değerlidir.) Çok istediğim ve baktığım bir kaç kitapçı da bulamadığım bir kitaptı bu "Frida Kahlo-Aşk ve Acı" hemen kitaplığımın baş köşesinde yerini aldı..Çok mutlu oldum ve tekrar buradan da teşekkür ederim arkadaşım :) Hem bu güzel kitap için, hem de bana sergilerde eşlik ettiğin ve güzel muhabbetinle günü anlamlandırdığın için  :))


P.s : Sergiyi ziyaret  etmek isteyenler bu hafta sonu cumartesine kadar gidebilirler..Web sayfasından bakmak için buyrun Case Dell'Arte 

21 Ocak 2011 Cuma

Renk kontrastı çalışmam (Dikkat!! uzun bir yazı) amma dolmuş içim ya :)



bu çalışmaya  accaip uyuz oluyorum yaa sevmiyorum ben böyle işler yapmayı  bırakın beni ben bebiş çizicem minnak çizicem diyorum ama  yooookkk illa yapıcaksın yapmazsan sınıfta kalırsın ..

çarşamba günü akşam evegidince bi kısmını boyayayım dedim, desen çizimi bitmişti..aman yarabbi o da ne sabaha kadar sürdü  iki parça bişiyi boyamak,ince ince detayları boya, renk tonlarını ayarla derken  sabah oldu ..diğer kısmını da dün gece yine sabah 5 te bitirdim..iki gündür  gözlerimin içi nasıl yanıo anlatamam uykusuzlukta cabası..değer mi yani şu iş için..alıcağım not tatmin etse yine amenna, ama  ben biliyorum hoca buna beklediğim notu vermez ..o kadar emek ver sabahlara kadar yap karşılığında ne umduk ne bulduk olsun.. haksızlık bu yaa ben hem çalışıyorum hem de ödevlerimi yetiştiriyorum bana da yazık yaaaaaaaaaaaaa..ama gece çalışmak,çizmek çok zevkli mesela saat 3 gibi mola veriyorum balkona çıkıorum  cıvıl cıvıl kuşlar ötüyo hemde her gece aynı saatte ( daha önce de bi çok kezler sabahladığımdan biliyorum) gecenin sessizliğini seviyorum..

ne zmandır bloguma görsel çalışmalarımdan eklemiyorum,çünkü yapmadım ki ekliyim..bu ödevler yüzünden bişi çizmeye vakit kalmıyo hiç..okunucak kitalarımın birikmesi de cabası..

OKUDUĞUM KİTAP
şuan masumiyet müzesini okuyorum..okumaktan keyif aldığım bir kitap ama zaman zman sıkıldıgım yerler var ne yazık ki, mesela ayline uyuz olmaya başladım iyice,kemalin de bu avare halleri bitsin artık sayfalarca füsun diye ağlamasından sıkıldım  git bişiler yap kardeşim 40 yaşına geldin füsun diye diye ölüceksin ya ..

neyse  daha yazmıyorum bi süredir  şu çalışmaların ve sınavın verdiği bezginlik duygusu vardı üstümde buraya yazarak bi nebze rahatlıyorum..birilerinin okudugunu bilmek ve  duygularımı paylaşmak güzel bişi :) şimdi nişantaşına gidicem kesin değil ama özel resim dersi almayı düşündüğüm hocayla görüşücem..belki de direk başlarım bilmiyorum bana bol şans diyorum ..

bu şarkıyı da çook severim..

17 Ocak 2011 Pazartesi

bilmem nasıl anlatılır ki


here comes the rain again

bardaktan boşalırcasına yağmur yağıyordu
sahil kenarı bir yerdi burası
arabayı durdurdu adam
sen gelmeyecek misin? dedi kadın
hayır,sen git dedi adam 
peki dedi kadın,elini adamın yanağına götürdü şevkat ve aşk arası bir bakışla "boşver üzülme" dedi
peki dedi adam "üzülmem"
kadın hoşçakal dedi 
adam hüzünle baktı kadına kendine çekti öptü
kadın "gitme kal"der gibi baktı adama son kez, ve derin bir iç çekip indi arabadan
adam bi süre daha oyalandı orada 
kadın yürüdü arkasına bakmadan 
adam aynadan gidişini izledi
kadın içeri girdi terasa çıktı belki geliyordur diye aşağı baktı
adam hala arabada oturuyordu 
kadının kalbi titriyordu bakarken "ha indi ha inecek"
ama adam inmedi arabadan ve gitti..
kadının gözlerinden bir damla yaş süzüldü,ağır ağır giden arabanın arkasından bakarak elini cama koydu. "hoşçakal sevgilim"
Gökyüzü simsiyahtı artık! ağaçlarda, çiçeklerde,masa da ki mum da aydınlatmıyordu üstelik..
bi deniz kalmıştı maviliğini kaybetmeyen!yoksa,yoksa oda onun gözlerinin mavisi miydi?


Özlem



bir gece,
gecede bir uyku..
uykunun içinde ben…
uyuyorum,
uykudayım,
yanımda sen.
uykunun içinde bir rüya,
rüyamda bir gece,
gecede ben…
bir yere gidiyorum,
delice…
aklımda sen.

ben seni seviyorum,
gizlice…
el-pençe duruyorum,
yüzüne bakıyorum,
söylemeden,
tek hece.
seni yitiriyorum
çok karanlık bir anda…
birden uyanıyorum,
bakıyorum aydınlık;
uyuyorsun yanımda…
güzelce.

Biliyorum sana giden yollar kapalı


Çıkar giderim bu kentten daha olmazsa,
Sensizliğin bir adı olur, bir anlamı olur belki

13 Ocak 2011 Perşembe

Hür Adam film yorumlarım..







Dün Hür Adam filmine gittim..Uzun zamandır görmediğim arkadaşlarımı da görmeme vesile oldu bu film..
Sabahtan beri  film hakkında ki görüşlerini yazmak kısmet olmadı velhasıl kelam  inat ettim  yazıciğim..

Film çıktığında konusu, içeriği dolayısıyla tabi ki bende merak edenler arasındaydım,acaba gitsem mi gitmesem mi diye ikileme düştüm..Sonrasında twitter da " ayy bu ne içim şişti,sıkıntı bastı,patladım ,çatladım vay efendim  bunların hepsi uydurukmuş ta, öle mi yapmış ki "falan filan feşmekan  twitler yogun bi şekilde yağarken merakım iyice arttı tabi ki ..dedim ne iş yav ne var bu filmde bende bi gideyim bari diyerekten sinemanın yolunu tuttuk..

Filmden gayet memnun ayrıldım,aşırı etkilenmedim ama hayranlıkla izledim..tabi ki belli başlı etkilendiğimiz yerler var hepsini yazmayalım dimi gitmek isteyenlerin hevesi kaçmasın :)  mesela annesinin verdiği puşiyi koklayıp ağlaması,sonra evinin kapısını kitleyip kimseyle görüştürmediklerinde,talebelerinin  duvarı delip oradan yanına girmesiyle  gözleri dolup ağlamaya başlayınca ne yalan söyliyim benim bam teli koptu bi an ühüüüüü diciktim ki yanımda ki akidiş "ee noldu beya alomusun yoksa" demesin diye tutuverdim kendimi :) orada 15 gün aç ve susuz kalmış olması o yüzünün hali dostlarını görünce sevinmesi içim parçalandı yau..Hele o hapishane sürgünleri ve onun sabrı.. Onun duruşu,o cesur korkusuz duruşu bi çoklarını hayran bıraktı kendine ( nerden biliosun derseniz filmden çıkınca insaların konuşmalarına kulakta kabarttım da biraz) Risale-i nur nasıl yazılmaya başlamış ve yazılanlarda ki amacı nedir? bu adamın amacı nedir?  hepsini görmüş oldum..Ve yapılan eziyetler ve o eziyetlerin karşısında o talabelerinin tutumu tavrı  o ne saygıdır öyle hayran olmamak ne mümkün..Yani kısacası ben çok beğendim  detaylara girmek istemiorum pek, izlemeyenler oldugunu varsayarak..Ne kadarı gerçeği yansıtıo bilemiorum,tabi ki çok okuyup araştırmak lazım bunun için..Belki de oradakiler gerçeğin yanında hafif te kalıyor olabilir..Kapanışı üstadın sözüyle yapalım..ne demiş üstad "Ekmeksiz yaşarım , hürriyetsiz yaşayamam".

P.S = biraz acele yazdım çünkü birazdan çıkıp İskender Pala'nın has bahçesine doğru yola çıkıcam..Fazla vakit olmadığından elimden geldiğince kendimce özetlemeye çalıştım..hadi bakalım baş baş herkese :) 

10 Ocak 2011 Pazartesi

Turgut Uyar- Palyaço





Ceyhun Yılmazdan dinlemek için Tık Tık 
kaç kişiyi öldürdüm düşlerimde
kaç kilo çekerdi yalnızlık
kaç kere ezildim altında
yaz yağmurlarının

belki de palyaçolar ağlardı pazartesi sabahları
her sirk geldiğinde ağlamaklı olurduk
hep ağlamaklı olurduk gülünecek halimize

kim sevmezdi çiçekleri filan
”ben sevmezdim” dedim, “yalan” dedi

bunu palyaço söyledi,
palyaço söyledi ben yazdım
yazdım, yazmasam ağlayacaktım

herkes ağlarmış biraz, ben de ağladım
sırf bu yüzden mi ağladım
alçaklık gibi bir şey oldu bu biraz

biraz birazdım her şeyden
dün biraz sinirlenmiştim mesela
yarın bir kadını seveceğim biraz
biraz biraz kör oldum bügünler de

ama rakı kadehlerini boşaltmayın
eksilmesin hiçbir şey
hiçbir şeyden dahi olsa
kalsın biraz
umursamıyorum yılgınlığımı filan
çünkü sessizce yaşanmalı her şey
bir devrim sesszce olmalı mesela
ve her sözcüğüne inanmalı bir palyaçonun

bir palyaço neden yalan söylesin ki
ben palyaço olsaydım söylemezdim
marangoz olsaydım da söylemezdim
ben insan olsaydım yalan söylemezdim!


hem nereden çıkardınız palyaçonun yalnızlığını
kaç kilo çeker ki bir palyaço
hem neden yüzüme vuruyorsunuz
bir çirkin ördek yavrusu olduğumu

gocunmam ki ben, ben gocunmam
bir palyaço ne kadar gocunmazsa
o kadar, o kadar gocunmam işte

rakı doldurun! eksilmesin
bitmedi, yazacağım daha
yazmazsam ağlayacağım çünkü
alçakça olacak biraz

hem biz o zaman kimdik ki, nerelere giderdik
her sokakta biraz daha eksilirdik
bilirdim, geceleri puslu puslu olurdu bazen
bazen birisi fısıldarmış gibi olurdu
”duyamadım”, derdim, “tekrar et!”
sessizliğe bürünürdü o vakit her şey
sokaklar daha bir puslu
palyaçolar daha bir ağlamaklı olurdu
ve ben daha bir alçak olurdum
ağlardım biraz

hem sen kimsin, çekiştirme diyorum
hatta kuyruğuma basma diyorum
acıyor, tırmalarım,-
diyorum

kahrol, kahrol!
diyorum
geçen gün yüzüme rastladım bir ilan panosunda
korktum birden, kusacak gibi oldum
”olur öyle” dedi palyaço,
”herkes alçaktır biraz”
”otur ulan!” dedim, bağırdım ona
ben bazen bağırırım biraz

”rakı doldur!” dedim, “eksilmesin!”
ben bazen eksilirim biraz
aslında hepimiz eksilirmişiz biraz
bunu sonradan öğrendim

ben aslında her şeyi sonradan öğrendim
herkes herkesi sonradan öğrenirmiş
bunu da sonradan öğrendim

örneğin;

geçen gün bir kadınla seviştim
biraz değil çok seviştim

ya işte öyle palyaço
diyorum ki,
bunu da yeni öğrendim
sevişmek de eksilmekmiş biraz
kim sevmezdi ki kuş ötüşlerini filan
”ben sevmezdim” dedim, “yalan”
dedi
bunu palyaço söyledi
palyaço söyledi, ben yazdım
yazmasam, alçak olacaktım
hem ben roman da yazdım biraz

bazen diyorum ki, palyaço,
sen olmasan ben ne yaparım
alçakça eksilirim belki biraz
her yağmur yağışında yerindi dibine girerim
hiçbir kadının kasıklarını öpemem belki
ya da unuturum sonradan öğrendiklerimi

biraz biraz anlıyorum ki,
yüzler eller, o terli vücutlar filan
her şey plastikmiş biraz
haydi sirtaki yapalım palyaço
rakı doldur, yine eksildik biraz

6 Ocak 2011 Perşembe

berra der ki :)

Azıcık içimi dökeyim ne zmandır  böyle  yazmıyodum dimi hep çizim hep çizim nereye kadar cnm biraz da konuşalım :))

Bir süredir bloga bakmıorum bi süre derken  öyle  1-2 ay yada hafta değil 3-5 gün falancık :) ama bana çok uzun geldi nedense..Ve bi süredir de bişi çizmiorum ! neden ? çünkü nalet sınav yaklaştı 11 dersten sınav olucam ve ben hala 1 ders kitabından 2 konu çalışabildim..Sevmiyorum ders çalışmayı ya :/ tabir-i caizse  hep özenmişimdir inek olanlara ( yani çok çalışkanlara, çalışanlara böyle deriz ya hani o mana da, kimse alınmasın sakın ) ama yok kardeşim bende o yetenek yok  herşeyi yapıyım, en zor şeyleri de çiziyim,en berbat ödevleri de yapıyım ama ders çalışmıyım yaa :/  o kadar uyuz oluorum yani.. Tabi bazıları hariç mesela edebiyat - felsefe -sosyoloji bak bunları fena severim işte çalışmadan geçerim niye ? çünkü ilgi alanım olduğu için  sürekli araştırırım  bol bol okurum  o yüzden bunların dersleri  su gibi bişi benim için çiğnemeden yutarım o kadar iddalıyım yani :) ayy bide sen misin bunu diyen  bu derslerden şak diye kalırmışım aman Allah korusun..



Neyse sınavdan sonra bi gömülücem çizimlerin içine çizdiğimi atıcam buraya :) ama o zmana kadar normal yazılar ve şiirler yayınlıcam  çizim yoksa edebiyat var diğmi ama :)
he bir de alakasız fotograflar da böyle zamanlar için ideal :) illa konuya uyması gerekmiyor ki içimizi aydınlatsın o da yeter hem blogumuda boşlamamış olurum ..
şimdilik bu kadar ee fizy de gitti divshare e dönüş yaptım bende :)



Akon-Sory blame it on me



4 Ocak 2011 Salı

Mavi Marmara Hoşgeldin! Ama Eksik Geldin :(

Geçen haftalar da İstanbul'a  dönen Mavi Marmara gemisini ziyaret etmeyi çok istemiştim ama  kısmet olmadı gidemedim..sarayburnun da 1 haftalığına gemiyi ziyaret açmışlardı..Sanırım gemi şuan tuzla tersanesine çekildi..Ben gidemedim ama bi tanecik arkadaşım  tuba gitmiş ve fotograflarını çekmiş..Gördüğüm de için parçalandı ve fotograflara bakarken  ağlamadım desem yalan olu..Bi an orda hissettim kendi mi,bi an o çatışma anı, o kurşunlar, her yer de  yaralı yatan  insanlar,şehitler hepsi gözümde canlandı çok üzüldüm..Hoşgeldin  Mavi Marmara ama gönderdiğimiz gibi gelmedin eksik  geldin  :((




Fotograflara geçmeden önce bu şarkıyı dinlemenizi istiyorum..
Naci en Palestina