2 Haziran 2011 Perşembe

Wirginia Woolf





















Elif Şafak'ın "Siyah Süt " Adlı otobiyografik romanın da rastladım bu yazara..Hatta bilmediğim bir çok yazar ile de tanışmış oldum..Hepsini listeme aldım ve teker teker bu kadınların  biyografilerini incelemeye karar verdim..İlk araştırmaya başladığım yazardı Wirginia Woolf..Yazdığı romanları inceledim..Ardından Mrs.dalloway adlı eserinden  uyarlanan ve kendi yaşamından kesitler olan filmini buldum izledim..Filmin adı  The Hours..Woolf bu kitapta bayan clarissa adlı kahramanının bir gününü anlatıyor..Filmde 3 kadın var Clarissa vaughan,wirginia woolf,laura brown..( filmdeki isimleri ile yazdım)Wirginia woolf 1920'de mrs.dalloway adlı eserini yazıyor,laura brown 1950 yıllarında bu kitabı okuyor, ve bayan clarissa ise 2000 li yıllarda yaşıyor..bu 3 kadının hayatını aynı anda izliyoruz..Wiginia'nın kitabı yazarken ki ruh hali ,laura'nın okurken  hissettikleri  onun ruh hali , ve bayan clarissa'nın yaşadıkları..Çok beğendim ve yazarın kitaplarına karşı merakım daha da arttı bu sayede..Ama keşke önce kitabı okusaydım da sonra filmi izleseydim  kitaplar her azman  daha ayrıntılı detaycı..filmler kısa olduğu için belli noktaları kaçırabiliyoruz..Neyse yani demek istediğim  henüz bir kitabını okumadığım halde filmiyle bile beni yerle bir  eden neye uğradığımı şaşırtan bir filmdi..Oyunculuklara diyecek bir şey bulamıyorum bile, bana göre muhteşemdi..Wirginia rolünu üstlenen Nicole Kidman nevrotik rolünü o kadar iyi oynamış ki Oscar'ı hak etmiş..Ama Julian moore 'ın da hakkını yememek lazım  kadın oynamıyor da resmen yaşıyor sanki..İçim lime lime oldu..Kesinlikle tavsiye ederim  bu filmi  keza kitaplarını da..Okumadım henüz ama bilinç akımı tekniğini sevenler eminim bayılacaklardır..

devamı


Filmin Fragmanı merak edenler için.. Buradan lütfen 



Kısa bir Biyografisini geçelim..
Virginia Woolf, geliştirdiği teknikle roman türüne önemli katkıda bulunmuştur. Evlenmeden önceki adıyla Adeline Virginia Stephen, ünlü eleştirmen Leslie Stephen’ın kızı olarak Londra’da doğdu. Sağlık nedenleriyle okula devam edemediğinden eğitimini babası üstlendi. 12 yaşındayken annesinin ölümü nedeniyle büyük bir bunalım geçirdi. 1904′te babasının ölümünden sonra üç kardeşiyle birlikte Londra’nın Bloomsbury semtinde bir eve taşındı. Bu ev sonraları Bloomsbury Grubu adını alan birçok yazar ve sanatçıyı bir araya getiren bir edebiyat ve sanat çevresi oluşturdu. Virginia Stephen 1912′de, grubun üyelerinden gazeteci ve siyasal deneme yazan Leonard Woolf ile evlendi. Virginia Woolf, The Voyage Out (1915; “Dışarıya Yolculuk”) adlı ilk romanından başlayarak yarattığı karakterlerin iç dünyasını yansıtmaya yöneldi. Bu anlayışla yeni bir teknik geliştirerek kaleme aldığı ilk roman ise Jacob’s Room’âur (1922; “Jacob’un Odası”). Yazar bu romanda kahramanlarının iç dünyasını yansıtabilmek için olayları kronolojik değil, kahramanın kişisel yaşantısındaki izlenim ve anılarına göre öznel bir sıralanış içinde sunmuştur. Bilinç akışı adı verilen bu tekniğin en başarılı örneklerinden biri, dilimize de çevrilen Mrs. Dalloway’dir (1925). Romana adını veren kahramanın yaşamının bir gününü ele alırken, anı ve izlenimlerin sıralanışıyla yoğun bir doku kazanan bu romandan sonra yayımlanan Deniz Feneri (To the Lighthouse; 1927) ise Woolf’un başyapıtı sayılır. Altı kahramanın tüm yaşamlarını onların bilinç akışları ve iç konuşmalar yoluyla yansıtan Dalgalar (The Waves; 1931) adlı romanı ise bu tekniğin doruk noktasıdır. Woolf kadın yazarların toplumda karşılaştığı güçlükleri dile getirdiği denemelerini Kendine Ait Bir Oda (A Room of One’s Own; 1928) adlı kitapta topladı. İki yaşamöyküsü ve birçok eleştiri yazan Virginia Woolf ruhsal bir bunalım geçirip kendini ırmağa atarak yaşamına son verdi.

ceplerine taş doldurup kendisini sulara bırakmadan önce kocasina yazdigi veda mektubunda, ruhsal hezeyanlarının yeniden yaklaştığını hissettiğini ve buna bir daha dayanabilecek gücü kendisinde bulamadığını söylemiş.

Kocasına yazdığı mektup
canım, 
yeniden delirmek üzere olduğumdan eminim. 
o korkunç dönemlerden birine daha göğüs gerebileceğimizi sanmıyorum. 
ve bu sefer toparlanamayacağım da. 
sesler duymaya başladım.
dikkatimi bir şey üzerinde toplayamıyorum. 
ben de yapılabileceklerin en iyisi gibi görünen şeyi yapıyorum. 
sen bana mümkün olan en büyük mutluluğu verdin. 
birisi başkası için ne yapabilirse, hepsini yaptın. 
sanmam ki başka iki kişi bizden mutlu olmuş olsun, bu korkunç hastalık gelene kadar. 
artık onunla mücadele edemiyorum, hayatını zehir ettiğimi biliyorum, ben olmasam çalışabilirdin. 
ve biliyorum ki çalışacaksın. görüyorsun ya, bunu bile doğru dürüst yazamıyorum. okuyamıyorum. 
söylemek istediğim şu, hayatımın bütün mutluluğunu sana borçluyum. 
bana karşı hep sabır gösterdin ve inanılmayacak kadar iyiydin. 
bunu söylemek istiyorum-bunu herkes biliyor. 
biri beni kurtarabilseydi eğer, o sen olurdun. 
senin iyiliğinin kesinliği dışında her şey benden gitti artık. 
hayatını daha fazla zehir edemem. 
sanmam ki başka iki kişi bizim olduğumuz kadar mutlu olsun.

Wirginia Woolf






5 yorum :

Adsız dedi ki...

merhaba berra kitabı ve filmi ben de çok merak ettim doğrusu..en kısa zamanda filmi izlemeyi ve kitabı da edindinmeyi düşünüyorum.mektup ve Woolf'un sonu da beni çok etkiledi açıkcası ve hatta bu gün yaşadığım hayalkırıklığından sonra oluşan ruh halime çok sevecen bile geldi diyebilirim...böyle hazin sonların kimin başına geleceği hiç belli olmaz!hayat! sevgiler ş.

ezgi dedi ki...

sevgili berra,
filmi de kitabı da çok severim... 3-4 yıl oldu. önce kitabı okumuştum ben. çok etkileyici her ikisi de;)

Profösör dedi ki...

Kandiliniz kutlu olsun.

papatya çiçeği dedi ki...

yazarın eşine yazmış olduğu yazı insanın içini ürperten bir mektup.yazar kendi iç dünyaında çok hassaa bir kadın olduğu için bazı ruhsal çökmeler yaşamış.annesinin ve babasının vefatı yada bu dünyanın kendine çok ağır gelmesi...ama yine yaşamında kendisini gerçek ve çok seven biri varmış.ama o anda artık kendini kimsenin kurtaramayacağını anlamış."2.defa bunu kaldıracak gücüm yok"diye.

sevgilerle

Berra'nın Çöplüğü dedi ki...

Şirin: Haklısın cnm ne zman ne olucagı belli değil ama bazen bu ruhsal çöküşler insanın sonu olabiliyor..mutlaka izle yorumunu merak ediyorum.. sevgiler

Ezgi: ezgicim, ne güzel sen önce kitabı okumuşsun :) ben aceleci davrandım biraz sanırım hemen izledim :) kesinlikle çok etkileyici..

Profösör: tşk ederim efendim bil mukabele..

Papatya çiçeği: Bazen insan öyle noktaya geliyor ki kimse yardım edemiyor ..bu da öyle birşey biraz da ..sevgiler..