29 Ekim 2010 Cuma

"SENİ SEVMEK ZOR ZANAAT"

Bir şeyler yazmak istedim ..Ama yazamadım..
İçimde ki o tarif edemediğim şey her neyse, ne adını koyabildim ne dile getirebildim..Tepkisizim,donuğum,soğuğum,suskunum..Artık yazarak bile kendimi ifade edemiyorum..

Bir ayrılık şarkısı çalar ahşap radyodan,sen dökülürsün mısralardan..Dinlemek seni zor zanaat..
Şarkılardasındır artık,bazen bir kaç mısrada,bazen tozlu sayfalarda,yaşamak seni zor zanaat..
"SENİ SEVMEK ZOR ZANAAT"
                                                                                                                             İbrahim Kaya Bursa

Farid Farjad-Amad Amma
>
Neden yorgunsun sorusuna cevap aramaktan, 
'Ve bunu sormasınlar diye gülümsemekten yoruldum'
Cemal Süreyya

27 Ekim 2010 Çarşamba

...

Bu sıra hastayım hep..Direncim çok düşük sanırım, buluttan  nem kapıorum hemen..kafamı dağıtıcak şeyler arıyorum..ama yok! en iyisi eve gidip dinlenmek,kitap okumak,belki biraz da çiziktirmek..

james Blunt- Goodbye my lover




Senin uzağında hayat çok hüzünlü
Yaraları sarmaya, alışıp unutmaya
Koca bir hayat lazım, yıllar yetmez 


25 Ekim 2010 Pazartesi

İKEDİ-Sultanahmet-Okul




Ctesi günü okula gittim..Geç kalmıştım yine Beyazıt otobüsünü bekleyerek vakit kaybetmemek için veznecilere bindim..40 dk da anca geldim..İndiğim gibi koşar adımlarla yürümeye başladım..Tam İstanbul Üniversitesinin oraya çıktım ki bi kalabalık ne oldugunu anlamadan  bi anda elimdeki kitaplarım kendini yerde buldular..Sayfaların arasında ki notlar çizimler her biri uçuştu resmen saolsun çarpıştıgım arkadaşında yardımıyla toplayabildim  hepsini..Sonra yine aynı hızla söylene söylene yürürken bu sefer arkamdan biri sorry sorry diye seslendi.Önce bakmadım sonra omzuma dokunup "Sorry! Can I ask you something" diyince  döndüm ve "
yes of course" dedim olmayan ingilizcemle :) yarım yamalak  olarak anlayabildim  söylediklerini ve onları istedikleri yere kapalıçarşıya götürdüm..Giderken  iki lafın belinide kırmayı ihmal etmedik tabi :) neyse güç bela okula geldim ama derse girmişlerdi..Yeni bi hoca gelmişti dersi bölmemek için  içeri girmedim..Yazarlar Birliğinde takılıyım dedim..Şanslıyım ki  Dergi Fuarı etkinliği bitmemiş..Biraz orada dolaştım  dergileri inceledim bi kaç tanesini aldım..Sonra okula döndüm nihayet yemek arası vermişti hoca, sınıftan çıkınca hemen tanıştık kendisiyle sonra bizimkilerle yemek falan derken ders saati geldi..sabah ki derse yetişemediğimden ilk çizim dersini kaçırdım..Öğleden sonra ki derste de bişey çizmedik  bazı teknikleri anlattı..Derken ders bitti kendimizi dışarı attık  epeydir görüşemediğimiz arkadaşlarımızla hasret  giderdik..Sonra napalım nereye gidelim derken küçük Ayasofyanın oraya inelim dedim..Sultanahmet parkı her zmankinden daha  kalabalıktı meğersem İKEDİ etkinliği varmış..biraz masaları dolaştık  sonra dayanamadık bizde numara alıp etkinliğe katıldık..





İKedi
Biz Yunus masasına düşmüştük..Ama sadece 4 ümüz katıldık aynı masada 6 kişi olmuodu bizde 4 kişi olarak katıldık..İrfancım  saolsun yardımlarını esirgemedi benden :) :P
Sonra eğitmenimiz eşliğinde yunuslarımızı yaptık..Çok eğlenceli geçti..Yerli ve yabancı bir sürü insan bi arada  birşeyler yaptık..Ve anladım ki İngilizce kursunu yarım bırakmakla hiç iyi bişey yapmamışım  fırsat bulursam tekrar yazılıcam kursa..



Ayrıntılı bilgiyi İKEDİ sitesinden alabilirsiniz.Bu hafta sonu bebek parkında olucaklar..

22 Ekim 2010 Cuma

Sonbahar gibiyim.. Yüreğimi kış'a hazırlıyorum..




Sonbahar,en sevdiğim mevsim..Benim mevsimim..

Sonbahar = hüzün benim için ..Neden böyle bilmiyorum..
Ama daha bi hüzünlü oluyorum..Daha çok düşünüyorum..Sanki ben bi ağacım ve yapraklarım dökülüyor..
Tutamıyorum..
İstemesem de yapmak zorunda olduğum şeyleri düşünüyorum..
Ya da isteyipte yapamadığım..

Ya inadımdan.. 
Ya gururumdan..
Ya kırgınlığımdan..
Çoğumuz deriz "kimse bana istemediğim bir şeyi yaptıramaz" diye.
Zaten bunu birileri yaptırmıyor ki,yine kendi kendimiz yapıyoruz..Ağız alışkanlığı olmuş belki de..Mesela İstemeyerek hayatımdan çıkardığım kişiler..
Kimse bana çıkar bunları hayatından demedi ki! Bende istemedim..

Ama yaptım..
Mecburdum..

Çıkardım..


Bi Kız arkadaşımı beni çok kırdığı için..
Bi başka arkadaşımı da hem yanlış anladığı için beni dinlemediği için ve çok kırdığı için..


Hayatımızdan çıkarmak kolay oluyor belki, ama hafızalardan kazımak zor!


Bu iki insana da çok değer vermiştim..
Kırgınlığım duruyor ama yine de Affettim..

P.S.Sabahtan beri Farid FARJAD dinliyorum..Bu puslu İstanbul'a bu gün kemanı yakıştırdım sanırım..
Dinlemek isteyenlere

bu şarkıya ve bu filme bayılıyorum

video


Bulutlar iç içe ve her an başka bir resim oluyorlar 

Başka bir adla, başka bir zamanda rastlasaydım demiştim ya o gün sana 
Vazgeçtim, kaçmak yok, söz bu kez 
Çok güzel uyuyorsun diye yanımda 
Bak, çok gevezeysem, hadi kapat çenemi 
Sözcükler ne ki duygular yanında 

Yoksa yarın sabah uyanıp ayılınca 
Utanacağım şeyler söyleyebilirim şimdi 
Bana bırak hazır açmışken kapılarımı 
Kalbime biraz daha temiz hava girsin 

Yalancıyımdır biraz ama bana inan 
Sarhoşken hep çok sahiciyim 
Yine fazla içmiştim bu akşamda 
Coşmuş kalbim, of nal gibiyim. 
Sağır, kör, dilsiz görünür kalbim 
Ama bil, ben aslında iyi biriyim 

Bilirim, çok kirlidir aşk sicilim 
Sadakat konusunda da pek iddialı değilim 
Ama bu kez farklı olsun diye 
Sen denersen, ben de denerim 

Pek iyi olmadı şarkı, 
En iyisi gel 'Ortaçgil' dinleyelim 
Sıcaklığını verirken sen bana 
Sızayım aniden kollarında 

Çok düşündüm kaçayım diye ama dedim; 
Ne zaman anlaşmış ki kalple beyin 
Ve hele ne zaman düşünsem seni 
Yaprak gibi titriyorken kalbim


21 Ekim 2010 Perşembe

Yeni temam :)




Blogumu açalı 10 ay olmuş açtığım temaylada devam etmiştim..Bi kaç gündür kendime tema yapmakla meşguldüm ama programın azizliğine ugradım..Neyse ki pes etmedim ve başka yöntemlerle kendime bi tema yaptım.. İşte Çöplüğümün yeni yüzü basit sade olsun istedim.Ben bu halini daha çok sevdim :)


20 Ekim 2010 Çarşamba

Uzun zamandır yazmıyodum..Bu sıralar bir yogunluktur gidiyo..Bu hafta sonu okula gittim..Son tatilimde bitmiş oldu artık okulda açıldı ama bu sefer daha yogun  olucakmış yani artık tek gün deil ..Hafta içi ders çalış hafta sonu okula git hiç zman kalmıcak bana.. Şikayetçi değilim ama keman kursuna  gitmek istiyodum şimdi ertelemek zorundayım.. Bu arada bi de atölye arıyorum Güzel Sanatlara hazırlık (çok boş vaktim varmış gibi ) ,hafta içi akşam yada  hafta sonu  belli bi saatten sonra gidebiliceğim..Aslında çok iyi Hocalar var  tanıdıgım ama hepsi karşı tarafta :/

İki gündür tema yapmaya çalışıyorum..Bi program var onunla yapıorum,yaptıklarımı kaydediorum ama geri açarken yine başka sayfa çıkıo sinir oldum  :/  Bunun çözülebilir bi yanı olmalı ya :(

Dün İskender pala'nın Divan Şiiri Saati vardı  gidemedim..Yarın akşam da yerebatan sarnıcında ney  akşamı var bişi çıkmazsa ona gitmek istiyorum tabi yetişebilirsem..



Bir de bir garip hal var üzerimde ne oldugunu anlamadığım..Ama dokunsalar ağlıcak gibi olur ya insan  öyle işte,,,
Sabahlara kadar hiç bişey yapmadan sadece çizsem ne yaptıgım önemli deil  çizerek atsam bu  garip haleti ruhiyeyi üzerimden..

Ne çok insan eksilttim hayatımdan ,böyle olması gerekmişti,öyle olmasını istediğimden değil(di) kimileri. .  .

14 Ekim 2010 Perşembe

2008 den kalan çizimler

Kursa başladıgım ilk yıl bunları çizmiştim..daha çok yeniydim  kalem tutmayı bilmiodum  o zmanlar :)Hoca bi kompozisyon hazırlardı ve sabahtan öğleye kadar biticek derdi..Yetiştirebildiğim kadarını yapıodum haliyle.. ilk natürmortu tamamlamayı başarmışım :) ama diğerinde  ne oldu hatırlamıorum ama hiç çizmek istememiştim o kompozisyonu..Suyun içinde bi bambu  üstelik cam vazo he bu da yetmezmiş gibi bi de içinde deniz kabuklarını gördüğümde bittiğim an olmuştu..Ve bu  da yetmedi hocaya bi de kutunun kenarlarına koca koca  deniz kabukları yerlerştirdi..Koca kağıda sadece çiçeğin boyunu  ve deniz kabuklarıyla beraber kutuyu taslak olarak çizip bırakmışım..Gecen gün  çok sıkıldım 1 aydır çizmiorum da tamamlıyım bari dedim..Deniz kabuğu yerine  bi tarafa vazo bi tarafa da  şekerlik yaptım..Çiçeğide kafama göre tonladım..En azından artık yarım değil.. Hem ben bu görüntüsünü de çok sevdim :) 





 Fotolar yamuk oldu ama  anca bu kadar çekebildim.. 

8 Ekim 2010 Cuma

Gezi - Ballıca Mağarası ( Tokat )

BALLICA MAĞARASI Gizemli Yolculuk Ziyarete açılan 8 salonu 680 m. uzunluğunda ve 95 m. yüksekliğinde olan Ballıca Mağarası, dünyanın en büyük ve en görkemli mağaralarından biri. Bu doğa harikası, henüz ziyarete açılmayan ve keşfedilmemiş bölümleri ile gizemini korumayı sürdürüyor.
Ballıca Mağarası'ndaki oluşumları izlemek, doğal bir müzeyi gezmek gibi. Yaşı yaklaşık 3.4 milyon yıl olarak tespit edilen Ballıca Mağarası, şimdiye kadar tespit edilen tüm mağara oluşumlarına sahip olmanın yanı sıra, özgün Soğan Sarkıtları ile de uluslararası önem taşıyor. Mağaranın ziyarete açılan bölümlerinde dolaşmak, her adımda hayrete düşüren, heyecan veren gizemli bir yolculuğa çıkmak gibi.
Ballıca Mağarası, Tokat'ın 26 km. güney batısında yer alan Pazar ilçesinin Ballıca Köyü'nde, deniz seviyesine göre 1.085 m. rakımda yer alıyor. Pazar ilçesinden Ballıca Mağarası'na ulaşan 8 km'lik yol, Kral Yolu'na bağlanan Selçuklu Dönemi'ne ait bir köprünün yanından geçiyor. Yapımı 1238 yılına tarihlenen ve 2006 yılında restorasyon çalışmalarına başlanan Mahperi Sultan Kervansarayı da Mağara yolu üzerinde yer alıyor.
1987 yılında başlayan araştırma ve haritalandırma çalışmalarını 1995 yılında yapılan yürüme yolları ve ışıklandırma çalışmaları izlemiştir. Ballıca Mağarası, kristalleşmiş kireçtaşlarından meydana gelmiştir ve ziyarete açılan bölümlerinde 8 salon gezilebilir. Ortalama sıcaklığı 18 C ve ortalama nem oranı % 54 olan mağaranın bol oksijenli havası nefes almayı kolaylaştırmaktadır.
Havuzlu Salon Girişin hemen ardında yer alan Havuzlu Salon'daki yüksek sıcaklık ( 20°C ) ve düşük nem oranı, damlataşları oluşturan kalsit kristalleri arasındaki bağı zayıflatmış, pul pul kabarmış bir görünüme büründürmüştür. Havuzlu Salon'da harç kullanılarak oluşturulmuş dikdörtgen bir yapı yer almaktadır. Harçlı yapı, mağaranın geçmiş dönemlerde kullanıldığına işaret etmektedir.
Büyük Damlataşlar Salonu Havuzlu Salon, sütun ve sarkıtlardan oluşan dar bir geçitten sonra mağaranın en geniş alanı olan Büyük Damlataşlar Salonu'na açılır. Kırık hatlar boyunca oluşan sütunlar doğrusal bir yapı gösterir. Salondaki küçük havuzlar, mağara incileri ile kaplıdır. Salonda nem oranı yüksektir ve açık havaya oranla 4 kat daha fazla oksijen bulunmaktadır. Dev boyutlu sarkıt ve dikitler ve izlenen kırmızı, sarı, yeşil ve mavi renkleri görkemli bir görünüm oluşturmaktadır. Bu muhteşem salondan kuzey ve kuzey doğu yönünde ilerleyen yürüme yolu, Çamurlu Salon, Fosil Salon ve Yarasalar Salonu'na ulaşır.
Çamurlu Salon Yatay bir geçitle ulaşılan salon, blok, sarkıt, dikit ve küçük havuzlardan oluşmaktadır.
Fosil Salon Mağaranın en üst noktasında bulunan salonda sıcaklık 24°C'ye kadar ulaşır. Mağaranın en yaşlı salonlarından olan bu salonda mutlak nem % 40'tır.
Yarasalı Salon Cüce Yarasaların yaşam alanı olan Yarasalı Salon'a ip kullanmadan inmek mümkün değildir. Uzunluğu 25- 35 m. , genişliği ise 8-20 m'dir. Gelişim halindeki sarkıtları, mağara gülleri, mağara iğneleri ve damlataş havuzu ile mağaranın genç salonlarındandır.
Çöküntü Salon Kuzey - Güney yönünde bulunan, Muhteşem Galeri olarak da adlandırılan galeriye bağlanır. Salon, adını tabanında bulunan iri bloklardan alır. Bloklar arasında bulunan derin kuyular mağaranın alt katlarında bağlantılıdır. Tavandan 3 m. yukarda bulunan kalsit oluşumların sınırları, yeraltı suyunun geçmişteki seviyesini gösterir.
Sütunlar Salonu Çöküntü Salon ve Bloklu Mahzen'den sonra, geçilen bir köprü ile Sütunlar Salonu'na ulaşılır. Mağaranın en büyük sütunu olan, 18 m. boyunda ve 8 m. çapındaki sütun bu salonda yer almaktadır. Sütunlarla odalara ayrılmış büyük bir galeri görünümü veren salonun tavan yüksekliği yer yer 15 m'yi bulur.
İkiye ayrılan yürüme yolunun kuzey yönü, Mantarlı Salon'a, güney yönü ise Yeni Salon'a ulaşır.
Mantarlı Salon İri soğan sarkıtlar ve salona adını veren mantar şeklinde gelişmiş dikitler etkileyici bir görüntü yaratır. Damlalık sarkıtların en güzel örnekleri bu salonda bulunmaktadır.
Yeni Salon Mağaranın en genç salonu olan Yeni Salon'da yer alan büyük sarkıt, dikit ve havuzların yanı sıra, yaprak, perde ve pırasa şeklindeki oluşumlar büyüleyici görüntüler oluşturmaktadır. Salonun sonuna doğru, 65 m. derinlikte yer alan göle, mağara suyunun aktığı Sifon yer almaktadır. Mağaranın gezilebilen son bölümünde ise renkleri ve oluşumlarıyla şaşırtan genç soğan sarkıtlar yer almaktadır.






O kadar çok dağ geçtik ki , o virajlarda hem korktum hemde aşağıya bakmaktan kendimi alamadım :) 

Burası yüksekliğin yarısı sadece biz bunun gibi bi yüksekliğe kadar çıktık.. inanılmaz ama oralarda köyler vardı çok şaşırdım..

Burası mağaraya çıkan yer restoranmış sanırım ama faaliyette deildi..



























Mağaraya giriş 5 tl öğrencilere 2.5 tl içeride aydınlatmalar var rahatça gezilebilio yani..o kadar çok derine indik ki ve aynı yolu tekrar çıktık ama bi gram nefesim tıkanmadı yani :)  içerisi soğuktu biraz ve ıslak  sürekli pıt pıt bişiler damlıyo .. ordan oraya yarasalar uçuşuo falan hatta bi adamın yüzüne yapıştı şırrak diye ahahaah :)) tabi bu şaka :)

Bunlar benim çekimlerim pek iyi değiller ama  dilerseniz bu siteden  diğer görüntülerine de bakabilirsiniz..