28 Mayıs 2010 Cuma

Vuelve ( geri dön )








Amor mio
aşkım
Amor mio por favor
aşkım lütfen 
Tu no te vas
uzaklara gitme
Yo cuentare a las horas
saatleri sayacağım
Que nadia hoy
o dönene kadar

Vuelve
No volvere no volvere no volvere
No quiere recordan
No queire recordan

Vuelve
No volvere no volvere no volvere
No quiere recordan
No queire recordan

Lo laon lo la lo la
Lo la
Lo la
Lo la


(Gipsy Kings)

25 Mayıs 2010 Salı

bu gün sadece bunu dinledim favori şarkım



video




Kendisi yazdı kendisi bozdu
Kirli değilya pastı ya tozdu
Seni sevdiğim o zamanlardaki gönlüm yok artık yok

Bir kere bile arama tuz olur yarama
Canına ciğerine hükmedebiliyor
Bir yolu var ama sormadan etmeden
O senin sızına zarar verebiliyor

Aramadığım yer kalmıyor seni sabahtan yatana kadar
Sanırım hep seni sevecek kalbim son kez atana kadar
Aramadığım yer kalmıyor seni sabahtan yatana kadar
Bana göre sürer gider sönmez bu yangın ikimizi de yakana kadar

21 Mayıs 2010 Cuma

Aya İrini -Farid FARJAD konseri

Kimi zaman hüzünleri vardır insanların melankolik  ve kırgın hallerinde gözyaşlarının,söylenemeyen kelimeleri,kimseye açık edilmemişleri parmaklarıyla  yüreğinden akıp gelen hisleriyle Fars kültüründe yüzyıllar önce Rebab diye bilinen ve modern kültürde gelişip az da olsa değişen kemanıyla  gam ve kederi harmanlayıp içinizi yakarcasına,kemanını ağlatarak nağmelerini gözünüzde bir damla yaşa,boğazınızda takılı kalan bir nefese,yüreğinizi yakan bir kora çevirir; sözün bittiği yerdedir..ezgileri tanıdıktır dinleyene ve O'nun Adı FARİD FARJAD'tır..




Farif Farjad sevdamı yakın arkadaşlarım bilirler..iki kez niyetlendim konserine gitmeye öyle çok istiyodum ki  herşeyi ayarlamıştım son anda çıkan aksiliklere  az nalet okumamışımdır heralde :) iki seferdir kısmet olmamıştı .. artık bi daha ki yıl  gelirse  o zman günler öncesinden  alıcam biletimi kimseyi de beklemicem.. neyse ki dün akşam nihayet bi aksilik çıkmadan gidebildim konserine.. AYA İRİNİ  oldum olası beni hep büyülemiştir ..oranın değişik bi büyüsü var ..huzur veriyo bana ve bu en çok sevdiğim tarihi yerlerden birinde FARİD FARJAD'ın olması bu ikilinin orada bütünleşmesi  Allahım ne büyük mutluluktu.. gözlerim doldu  bu nasıl bi keman sesidir  nasıl bir kıvrımdır o parmaklardaki.. ve çalarken bedeniyle  sağladıgı uyum  bütün varlıgıyla hissederek ve hissettirerek..beni benden aldı gitti..o anda  çok garip oldum farkında olmadan ağladım..  mutluluktan ama ..hüzün mutlu eder mi hiç  ama etti işte.. kemana ruhunu vermişti o .. notalar etrafında  uçuşuyodu..Onu anlatmakla bitiremem sanırım ..üzerimde ki bütün kötü enerjileri bu zamana kadar yaşadığım olumsuzlukları bir bir attım üzerimden ..unuttum herşeyi..şimdi bi çoğu belkide bu kadar abartılacak ne var cnm  alttarafı keman diyebilir.. ama bunu anlamak için aynı şeyleri hissetmek lazım..nasıl anlatılır bilmiyorum.. hani yağmurdan sonra duyulan toprak kokusu varya  hani onun verdiği o haz .. yani bilmiyorum ben bunlarla mutlu olan biriyim..bu tarz şeyler çok etkiler beni .. hissettiğim duyguların da bi tarifi yok sanırım ..



kelimeler en başarılı olduklarında bile acizleşen sembollerdir ..

            ismim böylede çok karizmatik olmuş dimi :P

görüntü kalitesi çok düşük ama hiç çekememiş olmaktan iyidir  






konser öncesinde Rozita Kandiyoti ve Aleksi Petridi’nin ortaklaşa hazırladıkları Mistik Yansımalar  fotograf sergisini de gezme fırsatımız oldu .. tek kelimeyle muhteşemdi.. bu arada bu sergi iki sanatçının ilk ortak sergisiymiş..bi tarafta semazenler  bi tarafta soyut çalışmalar vardı.. semazenler Kandiyoti'nin , soyut eserlerde petridi'nin di..sergi açılışı da dün yani festivalin ilk günü yapıldı.. çok beğendiğim eserler vardı..iki türde de onlardan  birini duvarımda asılı olmasını çok isterdim.. sergi sonrası kokteyl salonunda sergiye dair kısa bi sohbet ettik biraz da fotograf çektik..hepimiz çok beğenmiştik.. tabi güzel bi makina olsaydı elimizde daha iyi olucaktı ama bi dahaki ne artık.. zaten daha sonrada bi alkış koptu hemen konser salonuna geçtik ve Farid Farjad sahnedeydi açılış konuşmasını kaçırdık .. piyona çalan Hanımefendi'nin eşi oldugunu öğrendim..10 dk ara veildi ikinci bölümden itibaren piyanoda  Armen Aharonian eşlik etti... daha sonra  Farid FARJADın eşi yan flüt çaldı harika bi müzik şöleni oldu.. saat 10:30 civarıydı sanırım  konser bittiğinde ..çıkışta malum imza kuyruğu vardı.. allahtan öndeydik yoksa o kuyruk 12 ye doğru anca biterdi.. 10-15 dk lık beklemeden sonra Farid geldi cd leri imzalattık.. bol bol  fotografını çektim.. hele yan yana  geldiğimizde dizlerim titredi resmen :))  ama çok tatlı bi insan kemanı kadar kendisinide çok sevdim.. adımı farsça yazdı ama olsun hatırası yeter :))  bu arada keman kursuna gitmek gibi bi düşüncem tekrar su yüzüne çıktı .. gecen yılda düşünmüştüm günler uymadıgı için ertelemiştim.. ama en kısa zmanda netleştirmem lazım  bu konuyu :) bu konserden bu kadar..




     fotograf sergisinden bahsederken böylesine kalitesiz bi foto koymak bana çok dokundu ya :(



         görüntü kalitesi bozuk bile olsa gitmek isteyipte merak edenlere bi fikir olmaz mı yinede




buda bahçedeyken çektiğim bi foto bu fena değl gibi :)




bu da soyut çalışmalardan biri harika değil mi

imza zamanı
FARİDİM FARJADIM

evet bendekiler bu kadar daha iyi çekilmiş görüntüler kızlar da ..onlar bana attıklarında onlarıda yüklicem.. ama onların atmasını bekleyemeden her ne kadar bozuk kalitede de olsa  bendekileri paylaşıyım dedim .. çok sabırsızım ya :) 








dinlemek için tık tık






bunlarada aynen



ve işte bu 5.albümdeki favorim (Golha )



20 Mayıs 2010 Perşembe

bi kez daha dinleyelim



Sana bakışlarımdan sevdiğimi anlaman mümkün değil mi?
Seni böyle uzaktan ellerini tutmadan sevmem imkansız mı?
Gözümün önündeyken sana dokunamamak haksızlık değil mi?
Senin için akan bu gözyaşlarını anlayamaman
Günah değil mi? Yazık değil mi? Haksızlık değil mi?

Böyle aşk olmaz ki duyuyormusun
Rüyanda gördükçe özlüyor musun
Seni ne çok sevdiğimi
Gözlerimde görmüyor musun
Ahhh
Seni ne çok sevdiğimi
Gözlerinle görmüyor musun

Fallara inanıp sana kavuşamadan kaybetmekten korkmak
Gözlerine bakıpta seninim diye haykıramamak
Senin için akan bu son gözyaşımı silmen imkansız mı
Ömrümün baharında beni böyle çaresiz, beni böyle kimsesiz…
Günah değil mi? Yazık değil mi? Haksızlık değil mi?

Böyle aşk olmaz ki duyuyormusun
Rüyanda gördükçe özlüyor musun
Seni ne çok sevdiğimi
Gözlerimde görmüyor musun
Ahhh
Seni ne çok sevdiğimi
Gözlerinle görmüyor musun


minik kemanist berfin


bu videoyu izlerken çok duygulandım keman sesi oldum olası beni etkilemiştir zaten..çello, keman, yan flüt,saksafon,ney ve piyona en sevdiğim ensturmanlar..ve bu yaşta ki bir miniğin böyle bir duyguya hakim olması beni derinden etkiledi.. bende çocugumun bir ensturmana gönül vermesini çok isterim..berfini ve ailesini kutluyorum..küçük berfinin daha başka neler yaptıgını merak edenler için wep sayfasını ziyaret edebilirsiniz..



video

19 Mayıs 2010 Çarşamba

II. Uluslararası Mistik Sanat Festivali

bu etkinlik kaçmaz derim.. ben yarın ki konser için  rezervasyon yaptırdım .. FARİD FARJAD  ve AYA İRİNİ' yi birlikte hayal bile edemezken yarın orda olucam.. benim programım  konsere erken gidip öncesinde fotograf sergisini gezmek.. sergi 19:30 da başlıyor bir saat vaktimiz olucak gezmek için..konser 20:30 başlıcak.. bu hafta  harika geçicek sanırım.. daha öncede  yerebatan ney akşamına gitmiştim.. o atmosfer anlatılamaz öyle bir huzurdur rahatlamadır ki insanı alıp götürür.. inş şiir akşamına da gidebilirim.. salı günü YASMİN LEVY konseri var  onuda kaçırmak istemiyorum.. bu ikiliyi bu müzede gördükten sonra  başka ne isterim  :))  kitap sergisinide    unutmadım.. benim her zman okul çıkışı takıldıgım  bir yer vardır bazen bahçesinde çizim falan yaptıgım hatta bi kaç yazım da bahsetmiş olabilirim de .. seminerlere katıldıgım yer.. kızlaragası medresesi yani yazarlar birliği.. hafta sonu okula gitmiceğim için ctesi kitap sergisine gidebilirmiyim bilmiyorum..  ama seminer dönüşü yada pazar günü gidicem ...ayy ne çok konuştum yine alt tarafı etkinlik haberi vericem  çenem düştü  :)) 






ETKİNLİĞE KATILIM ÜCRETSİZDİR
II. Uluslararası Mistik Sanat Festivali, İstanbul 2010 Kültür Başkenti Ajansı ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültürel ve Sosyal İşler Daire Başkanlığı Kültür Müdürlüğü işbirliğiyle, 20 – 25 Mayıs 2010 tarihleri arasında, Tarihi Yarımada’nın farklı mekanlarında gerçekleştiriliyor. Festivali İBB Kültür A.Ş. organize ediyor.

FESTİVAL PROGRAMI


Açılış, Aya İrini, 20 Mayıs 2010, 19.30

Farid Farjad Konseri, Aya İrini, 20 Mayıs 2010, 20.30

Film Gösterimleri, Eminönü Halk Eğitim Merkezi, 21-25 Mayıs 2010, 15.00 – 17.00

Tiyatro (İbrahim Ethem), Eminönü Halk Eğitim Merkezi, 22 Mayıs 2010, 20.30

Monklar (Shichiseikai) Konseri, Aya İrini, 23 Mayıs 2010, 20.00

Kardeş Türküler, Aya İrini, 23 Mayıs 2010, 21.30

Mistik Şiir Akşamı, Yerebatan Sarnıcı, 24 Mayıs 2010, 20.30

Nassima Chabane Konseri, Aya İrini, 25 Mayıs 2010, 18.30

Lusavoriç Ermeni Korosu Konseri, Aya İrini, 25 Mayıs 2010, 20.00

Yasmin Levy Konseri, Aya İrini, 25 Mayıs 2010, 21.30

Kitap Sergisi, Kızlarağası Medresesi -Türkiye Yazarlar Birliği, 11.00-19.00





ilgilenenler için telefon numarası veriyim buradan rezervasyon yaptırabilirsiniz.. bu arada konserlerde ücretsizdir.. 

Tel: 0212 274 24 62 / Deniz Türkmen







O Kadın

video


video


hiç aç susuz yaşamadım ki..hiç parasız pulsuz kalmadım ki..hiç aşksız sevgisiz olmadım ki ..neden neye kime bu özlem..


bu filmi dün akşam izledim.. youtube dan ne zman sezen aksu şarkısı açsam sürekli bu filmde ki şarkıları getiriyo..bende merak ettim tabi şarkıların hepsini dinledim haliyle filmdeki sahneleride izlemiş oldum.. ya bu kadar şarkıyı bir buçuk saatlik filme nasıl sıgdırmışlar diye düşünüyodum yani hiç mi dialog geçmiyo bu filmde dedim.. ki akşam beyhanla konuşurken hadi izleyelim dedik..film 2007 de çıkmış aslında ben daha yeni fark ettim..bu kadar dramatik oldugunu bilmiyodum..yeşim moda tasarımcısı ve gayet şaşalı bi hayatı var.. ve sevgilisi bülent iş adamıdır..herşey güzel giderken yeni biri gelir.. okan müzisyendir.. yeşimin dikkatini çeker..ve hikaye başlar..

filmin başı gayet eğlenceliydi aslında .. hele o sezen aksunun onu alma beni al şarkısında ki sahne yokmu öldük gülmekten..tardu flardun'un( okan )mimikleri hareketleri o sahnede çok komik çok şekerdi.. okanın yanına gelen kızı kıskandı ve öyle hayaller kurdu ki o kısacık sahnede onları evlendirdi bile :) nede olsa yeşim ( selin demiratar ) tasarımcı hayal gücünün genişliğine şaşmamak lazım..

filmde herşey şarkıyla anlatılıyor yani konuşmak yok .. sadece sezen aksu şarkıları var ve arada konuşulan bi kaç kelime .. ve yazarın konuşmaları ..nasıl olur derseniz çokta güzel olmuş ben bayıldım bi kez daha izleyebilirim yani ..okan ve yeşim bunları yaşarken bi yandan erol günaydın anlatıyor nefise karatay yazıyor.. çok can alıcı sahneleri vardı.. filmi izlerken baya bi hüzne boğulduk ..hele beyhan kuşum benim ya o daha çok ağladı..neyse filmi izlemenizi tavsiye ederim ben.. sezen aksu harika  bir sanatçı bi kez daha büyülendim..


bu gün bir mikifare dünyaya gelmiş:)

tam 15 yıl önce  bir cuma günü 19 mayıs 1995 te  saat 13:00 gibi annemin sancıları başlamıştı. ben daha ilkokul 4.sınıftaydım..sabah hiç bişeyi yoktu annemin kahvaltı etmiştik .. sonra ben çizgi film izlerken annem sancılanmaya başladı .. korktum bende  napıcagımı şaşırdım .. hemen teyzemlere söyledim sonra komşumuz nejla teyzeye haber verdim.. evimiz iyice kalabalıklaştı  teyzemler, dayımlar, komşular hepsi bizdeydi.. sonra bir hastanede ebelik  yapan  akrabamız geldi .. annemi muayene etti.. ve hastaneye gitmediler biraz daha bekleyelim dediler .. sonra  saat 15:30 gibi apar topar bebek geliyo diye  hastaneye gittiler .. necla abla arabasını  çalıştırmış kapıda hazır bekliyodu zaten ..sonra annem babam  dayım binip gittiler .. ben hiç içeri girmedim.. nedense kızıyodum anneme  neden bebek  getiriyo diye .. öyle ya ben kocaman kızdım  artık okulda arkadaşlarım  aa küçük kardeşi var diye dalga gecerse diye  bahçede bi köşeye  sinmiş ama birazda korkulu dolmuş gözlerle olanları izliyodum..sonra  diğer komşular beni içeri aldılar..üzülme  korkma annen birazdan kardeşinle gelicek falan gibi şeyler söylediler .. çok sıkmıştım kendimi  o kadar saat ağlamadan  durabilmiştim.. ama öyle dediklerinde  başladım ağlamaya tutamadım daha fazla.. aslında kardeşimi sevmiştim içten içe  onunla ilgili hayaller kuruyodum ..ama sonra kocaman kız oldugum aklıma gelince kızıyodum.. neyse hastane eve çok yakındı 15 dk lık bi mesafedeydi ve annemi doğumhaneye alır almaz  hemen  doğmuş bizim bebek .. evi arayıp haber verdiler herkes rahatlamıştı .. o gün böyle bekleyerek geçti ertesi gün sabah erkenden kalktım babam elinde minik bir bebekle içeri girdi işte kardeşiniz büşra dedi..herkes başına üşüştü yok annesine benzio yok babasına  yok cnm halasına..höö daha neler bana benziyo bi kere dicektim ama sustum  bi süre  böyle muhabbetler oldu.. ben pek ilgilenmemiştim büşrayla  öyle baktım yüzüne gidip oturdum sonra kalkmadım bi dahada .. ama içim içimi yedi  gerçekten  çok tatlı bi bebekti  tek başına yakalayamadım ki seviyim..sonra evimiz nihayet boşaldı.. hemen yanına gittim annem uyuyodu..  kucagıma alıcaktım ama  korktum beşiğin içinde sevdim..  nerdeyse beşiğe bende giricektim  o kadar tatlıydı  bide bana oyun yapıyo gülüyo parmagımı yakaladı sıkıo  sanki meydan okur gibi " hehheyt nbr  bak dibimden ayrılmıyosun  noldu ben  doğucam diye yüzün turşu satıyodu he noldu noldu" aman  cnm  bana öyle gelio baksana ablasını çok sevdi ya bırakmıyo oda :))  işte böyle bizim prensesimiz o gün dünyaya geldi annemdem çok ben baktım ona hiç indirmedim kucağımdan ..hatta komşularımız alıp götürüyolardı   svmek için akşama kadar getirmiyoalrdı  ben gidip alıyodum artık.. çok sevilen  ve şımartılan bi bebek oldu bizim ki her istedigi  olsun isterdi .. halada öyle ama o hala bebek benim gözümde .. büşracım  sana  bebek  ,minik fare, prenses bu gibi şeyler söylediğimde kızıyosun  , abla ya ben ben bebekmiyim niye öyle diyosun  diye kızıyosun ama napalım  sen eve son gelen bebeksin ve hep bebek muamelesi görüceksin :)

19 mayıs 1995 bir cuma günü saat  16:00 te  bir prenses gelmiş dünya ya adı büşra olmuş.. iyi ki doğmuş ablasının bi tanesi  . . . mutlu yıllar. .

14 Mayıs 2010 Cuma

mahrem

Gözlerine söyle beni unutsunlar dedi.
"Sanmam unutmazlar"dedim.
Hiçbir şeyi mi? dedi.
"Hiçbir şeyi" dedim.
Halbuki göz de kalp gibidir dedi.
"Görmeyince unutur".......

ELİF ŞAFAK-MAHREM

13 Mayıs 2010 Perşembe

başlık maşlık yok

ne bu cnm herşeye başlık bide onumu düşüniyim alttarafı dertleşiyoruz şurda ..

şimdi efendim  nereden başlıyım bilmiyorum konuya. .( ne kadar hanım hanımcık bi giriş yaptın öyle ya )  bi süredir bloguma yazmıyorum .. niye yazmıyorum bilmiyorum..( tembelliğinden olabilir mi acaba ) bu sıra kim bana bişi dese  çok yogunum vaktim yok vay efendim şöyle  vay böyle falan gibi şeyler diyorum ( tabi cnm kimseyi sallamıyorum demiyosunda )  buraya bile yazmaya üşeniyorum.. arada hoşuma giden şiirleri hikayeleri paylaşıyorum sadece.. acaba cidden yogunmuyum diye düşünmeye başladım bu gün ve yazmaya karar verdim.. (nihayet )gördüğünüz üzre ben ve  iç seslerim iyi ve kötü olmak üzere  3 bi arada olarak bu postu yazmaya koyulduk.. akşama kadar zmanı öldürüyorum pc karşısında  halbu ki vaktin ne degerli bişi oldugunu da çok iyi biliyorum. .. e hiç çalışmıyo değilim ( o kadar olsun artık cnm arada çalış yani ) bazen bir yıgın fatura oluyo  bide hepsi üst üste geliyo ki o zmanda  iyice deliriyorum .. ama şuan işim yok yaptım bitti hepsi..( çokta çalışkansın gözlerim yaşardı )  he bide bu hafta sonu sınava giricem ama sanki ben deil muhtar giricek sınava .. hala hiç bi halt bilmiorum  üstüne bide 3 kitabım eksik netten indirdim ama  bi kere açtım mı acaba ..( yok cnm haksızlık etme kendine ilk indirdiginde açmıştın )akşam edebiyat çalışıyım dedim hani seviyorum ya ondan başlıyım dedim didoşla yemek yedik balkonda ders çalışıorm ..( daha çok çenen çalışıyodu o ayrı tabi ) neyse işte  100 sayfalık kitaptan hala 65. sayfadayım kaç gündür..daha 8 kitap var gözümün içine içine bakan .. tembelleştim sanırım iyice..  ders çalışmam gerek biliyorum  ama cnm çizim yapmak istiyo ..zaten böyle durumlarda hep zıttı olur  her işim böyle benim uyuz oluorum bazen kendime.. bu gün kendimi eleştirme günü ilan ediyorum ..uyuz bi kız oldugumu bilen biliyo zaten :) ama biliyorum seviyosunuz beni yine de :) ( ukalalık yapmanın alemi ne şimdi )  bu hafta sonu okul yok sınav var diye.. bi hafta daha kazandım ödevlerimi yapmak için .. her nekadar gıcık olsamda   o aptal saptal desenlere yapmak zorundayım hoca beni kapıya koymadan  2 ay oldu yani ..( nereye kadar şirinlik yaparak kurtarıcagını düşünüyodun ki ) bide ona ragmen  okula öğlene doğru gidiyorum çok bile dayandı  bana  yani .. bu arada sınav yerimde uyuz bi yerde ya ,nası gitcem oraya bilmiorum nolur sanki evimin yakınına  çıksaydı yanii ..hoş geçen sefer çıktı da noldu baya bi olaylı geçmişti okulu birbirine katmıştım müdürler peşimde dolanıyodu falan  az kalsın gastelere manşet olicektik  heheheh ayy  çokmu fenayım ne :))  neyse bakcez artık umarım geç kalmam sınava  nede olsa bu ciddi bişey dimi :) .. çok sıkılıyorum  bu aralar hatta sıkıntıdan  tweetter a sardım paso yazıorum yeni eğlencem olur kendisi .. hesabı açalı çok olmuştu ama  ilgilenmiyodum sıkılınca sarmaya başladım..ya bu arada şu postu yazna kadar   avea bi yandan turkcell bi yandan sms e boğdular beni .. bu kadar mesaj atılırmı kardeşim aynı şeyi on kere yolluyolar şikayet etcem bunları  ..( sana da iyilik yaramıo kampanyaları hatırlatıo ne var yani sinir olucak ) bu gün sabahtan beri şarkı aramakla geçti  inat ettim ama buldum da  ceyhunyılmaz show da yayına başlarken iki şarkı çalıo artık iki kelime duymak için radyoyu açıp hazır olda bekliyodum.. tahribat sağolsun  mürid kardeşler yardımcı oldularda  buluverdik şarkıyı  ben çok begendim  sizde dinleyin isterseniz belki hoşunuza gider .. ayy içim şişmiş resmen ya amma yazmışım  .. hadi ben gidiyim çalışkan kız olıyım ders çalışıyım biraz  ( tabi ya inek olmanın neresi kötü ki )  öpüyore sizleri ..aa dur şarkıyı eklemedim .. şimdi video yüklemeye kalksam uzun sürer ben youtube linki koyucam  eger sizde  açılmazsa  başka siteden dinleyin  yani tavsiye ederim ne kadan da mikemmel bi şarkı :))  

Joan Osborne - One of us

12 Mayıs 2010 Çarşamba

sweet blog ödülüm

blogunu ilgiyle takip ettiğim biraz gerçek biraz hayal çilekli sakızım beni ödüllendirmiş .. pek mutlu oldum saolsun .. kendisi amerikada ve oradaki gezilerinden paylaşımlarıda var  blogunda.. ilginizi çekebilir..şimdi bende 10 kişi seçip ödüllendiricem ..listemdeki bütün bloglar tatlı ama  10 kişi seçebiliyorum en fazla ..

Kurallar*Bu ödülü 10 tatlı blogger'a gönderin.
*Bu ödülle ilgili bir post yazın fotoyu ve ödülü göndereni yazın.
*Ödülü blogunuza koyun.
*Ödüllendirdiğiniz 10 kişiyi yorumla bilgilendirin


seçtiğim tatlişler :)


11 Mayıs 2010 Salı

Cariyenin Aşkı



Yavuz Sultan Selim Han,Mısır'ı fethettiğinde,idareyi eline alıp kendi hakimiyetini yerleştirmek için bir süre orada kalmış. Bu sırada bir çadırda kalıyormuş.Çadırı süpürüp temizleyen yemeği yapan mısırlı bir cariye varmış ki,Yavuz Selim  Han sabah çıkınca cariye geliyor,akşama kadar çadırı temizleyip yemekleri hazırlayıp gidiyor,akşam oluncada Yavuz Selim Han çadırına dönüyormuş.Cariye nasıl olduysa bir kaç defa Yavuz Sultan Selim Hanı görmüş ve Ona aşık olmuş.Ama ümitsiz bir aşk.Zira bir tarafta koskoca cihan padişahı Halife-i Ruy-i Zemin,diğer tarafta basit bir cariye...fakat cariyenin aşkı dayanılmaz boyutlara ulaşıp da kalbine sığmaz hale gelince,ne yapacağını bilmez halde Halife'ye açılmaya karar vermiş.Lakin aradaki uçurum cariyeyi iyice çıkmaza sokuyor,kararsız hale getiriyormuş..Bir yandan aşkının dayanılmaz baskısı,diğer yandan aradaki devasa farkın kendini engellemesi arasında bocalayan cariye,Halife'nin karşısına  çıkma cesaretini kendinde bulamadığından ,yazıyla ilan-ı aşk etmeye karar vermiş.Ve 3 kelimelik bir not yazarak Halife hazretlerinin yatağına bırakmış.Notta şöyle yazıyormuş:

DERDİ OLAN NEYLESİN


Akşam çadırına gelip de yatağının üzerinde küçük bir kağıt parçası bulan Yavuz Sultan Selim Han,kağıdı okuyunca  bu notu yazanın ,çadırını süpüren cariye olduğunu anlamış.Ve kağıdın arkasına cevanını yazmış:

DERDİ NEYSE SÖYLESİN

Yavuz Sultan Selim Han,kağıdı sabah aynı yere bırakmış ve çıkıp gitmiş.Bir  müddet sonra Cariye,temizlik için çadıra geldiğinde ilk iş olarak kağıdı aramış.Kağıt bıraktığı yerde duruyormuş.Kaparcasına kağıdı alıp okuduğunda heyecanı bir kat daha artmış.
Halife'nin cevabından cesaretlenen cariye,kağıdı çevirip dünkü notunun altına şu cümleyi eklemiş:

KORKUYORSA NEYLESİN

Akşam olmuş.Halife çadıra dönmüş.Kağıdı okumuş.Cevabı yazmış:

HİÇ KORKMASIN SÖYLESİN

Sabah bu cevabı okuyan cariye artık kararını vermiş:Aşkını bu akşam  Halife'ye söyleyecek.Ne olacaksa olsun artık.Ve o gün temizliği bitirdiği halde gitmeyip Halife'yi beklemeye başlamış.Yavuz Sultan Selim Han akşam çadıra dönünce cariyeyi kendisini bekler bulmuş.Cariye,Halife'yi görünce hemen ayağa kalkıp temenna durmuş.Yavuz Selim Han "Buyrunuz,siz dinliyorum" deyince,cariye bütün cesaretini toplamaya çalışırken,titreyen ellerini gizlemek için elleriyle dirseklerini tutarak kollarını kavuşturmuş.Heyecandan yüzü kıpkırmızı olmuş.Kalbi yerinden fırlarcasına atarken,titrek ve mahçup bir sesle: "Efendim!" demiş.Cariyeniz..Size.." ve cümlesini tamamlayamadan yığılıp kalmış.Kalbine sığmayan aşkını söyleyemeden ruhunu teslim eden cariyenin,bu tertemiz aşkı karşısında koca Halife etrafındakilere dönerek gözyaşları içinde şu irade-i kelamda bulunmuş:"Gerçek aşkı şu cariyeden öğrenin.Zira aşık,Maşukunun yolunda olur ve o yolda ölür."


  Bu hikayeyi facebook ta  bir video da gördüm çok hoşuma gitti arşivime alıyım dedim ..birde şiirini buldum demiştim ya o şiir bu konu üzerine yazılmamış hatta Sultan Selime bile ait değilmiş  sağolsun  fikir ortağı sayesinde öğrendim .. netteki her bilgi doğru değilmiş bi kez daha anlamış olduk.. ama şiiri silmiyorum  kalsın çok beğendim .. soldan sağa ve yukarıdan aşağıya doğru okuyun bakalım :)


Sanma şâhım / herkesi sen / sâdıkâne / yâr olur
Herkesi sen / dost mu sandın / belki ol / ağyâr olur
Sâdıkâne / belki ol / bu alemde / dildâr olur
Yâr olur / ağyâr olur / dildâr olur / serdâr olur

10 Mayıs 2010 Pazartesi

iyi ol....sağ ol...uzak ol...ama bir daha görme beni.....

Daha az seviyorum seni..
Giderek daha az..
Unutur gibi seviyorum..
Azala azala..
Aramızdaki uzaklığın karanlığında..

Geceler kısalıp..gündüzler uzuyor öyle olunca..
Daha az seviyorum seni..
Kendini iyileştiren bir yara gibi..
Daha az..
Ve zamanla..
Sen geceyi tutuyorsun..ben nöbetini..
Uzak dağ kışlalarında..
Görmüyoruz birbirimizi..
Usul usul sis iniyor..
Kopmuş yollara..
Işığı hafif..uykusu ağır koğuşlarda üzerini örtüyorum senin..
Bir çığ gibi büyüyorsun rüyalarımda..
Sevgilim sevgilim
Yıldızları daha büyüktür bazı gecelerin
Nöbet kadar yalnızken öğreneceksin bunu da..

Artık daha az seviyorum seni..
Unutur gibi..ölür gibi daha az..
Yeniden ödetiyorum kendime
Onca aşkın öğretemediğini..
Kolay değildi..
Yalnızca sevgilimi değil..evladımı da kaybettim ben..
Kaç acı birden imtihan etti beni..
Bir tek gece vardır insanın hayatında..
Ömür boyu sürer nöbeti..
Bu da öyleydi..
İyi ol..
Sağ ol..
Uzak ol..
Ama bir daha görme beni.

Murathan MUNGAN


      off iyice arabeskleşmeye mi başladım nedir.. ama şu kelimelerin duruşuna bakın bi . .  bu adama hayran olmaya başladım iyice ..benim içimdekiler  dışarı çıkmaya korkuyor .. çıkaranların yüreğine sağlık..

7 Mayıs 2010 Cuma

kırgın


derdinden verem olsam
tutuşsam divane olsam
sürmem seni tenime 
yarama merhem olsan
kurumuş yaprak olsam
bi çorak toprak olsam
içmem bir yudum senden
kerbelada su olsan
içmem bir yudum içmem . . .

3 Mayıs 2010 Pazartesi

ah romeo romeo !

cumartesi günü okul yoktu .. bizde  4 arkadaş tiyatroya gitmek için sözleştik.. ( yani öyle diyelim  :) neyse daha önce tiyatroya gitmemiştim.. hatta 1 yıldır sinemaya bile gidemiyorum..  romeo ve juliet benim ilkim oldu.. çokta beğendim  .. hatta sinema ya gitmek için vakit bulamayan yada ayıramayan ben artık tiyatro için zman yaratabilirim  sanırım .. o denli sevdim yani :)  bazı kısımlarda heyecanım düşmüştü yani çok fazla uzatılan sahneler sıktı ama şekspır hocamızın işine karışılmaz tabi öyle uygun görmüş demek ki.. hem biz zmane gençleri ( kendi adıma konuşuyorum )bi an önce sonuca ulaşmak istediğimizden midir nedir bilmiorum  o sahneler çabucak geçsin istedim.. ama oyun bitince  biraz zman geçince aslında hepsinin yerinde oldugunu anladım..

 oyun sonrası  biraz muhabbet ettik  konu opera ve bale ye saptı :)  artık bale diyince aklıma süleyman gelicek heralde ( evde parmaklarının üzerinde dolaşan birini düşünemiyorum ) şuan bile koptum.. :))))))))))

  işte  böyle güzel eğlenceli bi gün geçirdik çoktandır böyle gülmemiştim..ben beyhan mustafa  ve süleyman ... bi daha ki sefer kısmetse bu 4 lü bale de olucak .. şimdilik bu kadar  yeter gerisini bale maceramıza saklıyorum..

ama bi iki replik yazmadan olmaz :) bu arada romeo çok tatlıydı rolüne cuk oturmuştu ..o avare avare dolaşmaları yok mu :))   e tabi juliet de öyle ikisininde performansı iyiydi..



Juliet: Ah Romeo Romeo... Neden Romeo'sun sen? İnkar et babanı, adını yadsı! Yapamazsan; yemin et sevdiğine. Bende vazgeçeyim capulet olmaktan. Hem adın ne değeri var ki? Şu gülün adı değişse bile, kokmazmı yine aynı güzellikte? Romeo'nun da adı Romeo olmasaydı kusursuzluğundan hiçbirşey kaybolmazdı. Romeo; nolur bırak at bu adı! Senin parçan olmayan bu ada karşılık al bütün varımı...

Romeo: Alıyorum öyleyse sözünü dinleyerek. Sevgilimdeki vaftiz olayım yeniden. Romeo değilim bundan böyle ben!