30 Nisan 2010 Cuma

Bir acayip haldeyim

Bir acayip haldeyim
Dinle bunları!
Küçük ayrıntılardan oluşur benim hayatım,
Küçük küçük mutluluklar birikir,kocaman yapar yüreğimi
En dibe itilmekte,
En göğe çıkmakta senin elindedir.
Bağlanmaksa yüreğimin en iyi yaptığı şeydir.
Çok ağlar,zırlar ama,çok kolaydır affetmesi...
Aslında budur işte kendine olan tek hatası!
Her bıçak izi kapanmaz,
Yaralar sarılır ama unutulmaz!
Söz vermiş olsamda kendime,
Oturur ağlarım saatlerce...
Ne olursa olsun kendi cezamı kendim veririm.
Her bahane avutsa da ,ağırdır kaldıramadıklarım!
En dipte yaşarım her şeyi,
En derindedir sevmelerim,sevdiklerim... 
En derindedir senin-ellerin!
Susarim...

/... gelişi güzel ayrılıklardı benimki..
              senin kadar esaslı hiç gitmedim senden.../

29 Nisan 2010 Perşembe

Sensizlik kimsesizliğinde bırakma beni

video


suskun..
durgun ve yorgun..
bilmeden anlamadan dolandım durdum..sonlara yaklaşırken sendeki solugum, sensizlikte solucagımı duydum..
bunu içimin derinliklerinden okudum sonra!
sonra yollarının yüreginden ..
yollarının yüregi olabilicegini hiç düşünmemiştim oysa ki..
sen ..
neydin ki. .
şehirdin işte..öylesine geldiğim yerdin ve öylece gidiceğim..
öylesine severmiydi bu can seni canına yoldaş eylermiydi..
şimdi..
şimdi bak gözlerimin içine ..
nolur..
nolur şehir konuş ..bunca soruyu sen yıgmıştın içime..
bu kez soru işaretlerini esirgeme benden ..
nasıl gidicez biz birbirimizden ..
tut yüregimin ellerinden en kanıyan yerimden
hadi kaldır sensizliği içimizden..
kalbim nerdesin..
ne istiyorum biliomusun kendimi bir an senden ayıklamak..
sayıklamamak..
başarabildigimse başaramamak ..
dermanım iyice azalıyor gittikçe azalıorum bu şehirden..
kalbimdeki cam kırıklarını toplayıp canımın kırıgına sarıyorum..
gecenin koyusunda ona bırakıyorum..
sende tanıdıgım herşey yalanmışcasına yabancı oluorum sokakta yok olan aynalara.. var olmayan aynalarda kendini izlemek ne kadar gerçek olabilir.. soruyorum..
susuyorum..
susmak ta işe yaramıyor içimde yitiyorum ve sanki yine sende bitiyorum..
yoksun bir cismi yoka tutunuyorum ..
tutundugumu sanıyorum kan sesli bir yagmura tutuluorum ..
yagmurki şehrin camlarına vuran ve bana ısrarla seni anlatan
anlayamıyorsan bu benim yoksunlugum..
senin yoksulunum ..
sorularıma değil cevap soru işareti dahi hediye etmeyen gece
gülüşünü bırakıyor dizlerime gizlice ..
gülüşünle geçiyorum bu yolların, yılların içinden..
içimden gecen şarkılara gözlerini ekiyorum..
eylül hüznüm ıslah olmadan, yere çökmeden, tüm hücrelerimle öylece bekliorum.. bekliyorum..
buradaki ben bitmeden gel hadi..

sensizlik kimsesizliğinde kendimsiz bırakma beni yar ..
sensizlik kimsesizliğinde kendimsiz bırakma beni..

Kahramanım




canım çok sıkkın bu sıralar . .blogum da nasibini alıyo bu durumdan.. melankoliğe bağladım burayıda . .
ama benim bir kahramanım var .. adı
"o la la la la " beni hep güldürmeye çalışıyo ..
canımı sıkan herkesi dövüyo :)  kimseyi yaklaştırmıyo :)  sihirli değneğide var hem . .
ne desem yapıyo . . zor zmanlarımda yanımda oluyo. .
iyi gelio bana da onla konuşmak . . bu gün bana bunları çizdi  :)
iyi ki varsın  :)
yüzümde oluşan tebessümler senden gelenler :) 



teşekkür ederim. . . 



















sadece susarak özlüyorum seni


Gidiyor musun diye sorma bana.
Gönderen sensin.
Ne terk etmeyi istedim seni,
Ne de daha yaşamadığımız bu aşkı toprağa gömmeyi.
Senin kadar öfkeliyim ben de.
Senin kadar endişeli…
Bir dokunuşunla bin kenti yıkacak güç verirdin bana
Ama inandıramadım seni.
Sen, sorgularken beni kafanda
Ben, gözlerinin iç...ine bakıyordum kuşkuyla.
Bir tek sözün bağlardı beni sana,
Oysa sen hep susmanın koynunda.
Aşkın içine bir kez girdi mi kuşku,
Teslim alır bedenleri de.
Sütten çıkmış ak kaşık değildim
Ama yalanı sokmadım iki kişilik dünyamıza.
O dünya ki bazen minicik bir odada
Bazen kentin ortasında şekillendi.
Nasıl da güzeldi.
Zaten varsın diye her şey güzeldi ama
Sen buna inanmadın.
Ah bu sorular…
Yaşamak varken sevdayı delice,
Niye boğarız sorularla?
Nasıl ikna edebilirdim seni?
Ben, aşk dedikçe sen, dur dedin.
Ben, seninleyim dedikçe
Sen, hayır dedin.
Zaten az konuşan sen
Olumsuz ne kadar sözcük varsa
Bulup çıkardın ortaya.
Bense hiç bir şey diyemedim.
Ne kadar zarar vermişim sana meğer.
Nasıl değiştirmişim seni.
Oysa hiç böyle düşünmemiştim.
Kimseye zarar vermek istemem ben.
Kimseyi olduğundan farklı bir hale getirmek istemem.
Ama öyle oldu işte.
Demek ki; gitmelerin zamanı şimdi.
Çocukluğuna sığınır atlatırsın bu acıyı.
Ne sevişmelerimiz kalır aklında, ne sevda sözlerimiz.
Rahat değilim diyordun ya, rahat ol artık.
Gülüşlerini saklaman için bir neden kalmadı.
Tedirginliğinin sebebi de kalktı ortadan.
Biliyor musun bi tanem!
Gidişim yürekten değil, zorunluluktan.
Sanma ki, bu toy sevdayı başka kimliklere taşırım.
Sanma ki, benden sakladığın gülüşleri yalancı yüzlerde ararım.
Seni de götürürüm yüreğimde.
Her zaman yokluğunu taşırım.
Bulup, bulup kaybettim seni bebeğim.
Ne yazık ki, toz duman edemedim kuşkularını.
Ne yazık ki, kalamadın bana.
Öpücüğümün kokusu kalacak kapının eşiğinde.
Kokladıkça; bizi bir yanlışa mahkum ettiğini anlayacaksın...

kimdi giden kimdi kalan

Kimdi giden, kimdi kalan
Giden mi suçludur her zaman
Ne zaman başlar ayrılıklar
Dostluklar biter ne zaman
Her geçen gün bir parça daha
Aldı götürdü bizden
Aynı kalmıyordu hiçbir şey
Değişiyordu herşey kendiliğinden
Artık çözülmüştü ellerimiz
Artık bölünmüştü yüreğimiz
Birimiz söylemeliydi bunu
Ötekini incitmeden
Kimdi giden kimdi kalan
Aslında giden değil
Kalandır terkeden
Giden de
Bu yüzden gitmiştir zaten...
(Murathan Mungan)


28 Nisan 2010 Çarşamba

melankolik







      DA YA NA MI YO RUM . . .



                                                
                                                          

26 Nisan 2010 Pazartesi

Günaydın

önce bi günaydın diyim dedim .. ya bloga yazarken de başlık bulmak ayrı bi sorun yau :) neyse ben sabahın 7.30 unda geldim ofise hala ayılamadım aç karnına ikinci kahveyide devirdim aferim bana .. öyle saf saf bakınıorum  pc ye sanırım beyin hücrelerim icraata geçmedi :) sekme sekme geziorum .. readerımda 420  tane yeni post var  okunmayı bekliyo ama açıp okumaya üşendiğimden şuan 457 ye çıktı bu sayı  biraz daha  oyalanırsam 500 olucak sanırım.. cumartesi okul çıkışı her zman ki gibi yine yazarlar birliğinde aldım solugu bu sefer  bahçede takıldım ama..  oturdum birikmiş ödevlerimi yaptım..çalışkanlık akıyo üstümden :)  bi yandan da yazar hocalarımız la lafladık .. her ctsi ordayım hiç bu kadar yazarı bi arada görmemiştim megerse ödül töreni varmış.. benim haberim o gün oldu  demek ki formdan düşmüşüm  2 haftadır .. neyse  hem hoşbeş hem çizmek iyi geldi .. ressam bi hoca geldi masama oturdu :) beni izledi allahım elim titremeye başladı ya :)  neyse sonra  baya bi sohbet ettik geçti allahtan  .. gazeteci abiler falan  takıldık öyle hemen yanımda da caf caf dergisinin çizerleri  karikatür çiziyolardı.. oda çok zevkli bi iş espirileri falan  arada duyduklarım oldu  kendimi sırıtırken buldum  .. kafamıda kaldırmıyorum ya  çizerken   32 dişim  ortada  bi kaldırdım başımı hehedhehehfhrkklfljg oldum bana bakıo  karşımdaki capon amca  sonra öyle kısa bi tebessümleştik :))  neyse toparladım kendimi .. 7 ye kadar çizmişim ödevlerimin çoğu bitti iki tane desen tasarımı kaldı ..hocam sevmiyorum o tarz şeyleri çizmesem olmaz mı ? bana en zor şeyleri çizdirin ama onları yapmıyım ya noluuuurrrr dedim azıcık ta duygu sömürüsü yaptım :) ama işlemedi tabi olmaz dedi  yapman lazım çoçummm :)) neyse onlarıda bi ara yaptık mı tamam .sınava kadar  bişi çizmicem.. saat 19: 30 da çıktım ordan arkadaşım geldi yanıma gidip burger  yedik azıcık kendime geldim acıktıgımı bile  fark etmemişim ..ordan da galataya gittik sonrada eve tabi saat olmuş 11:30 vay dedim ya sabahın 8 inden beri dışardayım  .. yattım uyudum hemen

evet sanırım açıldım çenem böyle düştüğüne göre :)  artık şu postları okuyabilirim  sonrada çalışalım biraz dimi hadi bakalım baş başş :))

22 Nisan 2010 Perşembe

Aşktır ki, Gerisi Vesairedir. . ( Kitab-ı Aşk )

".. Aşkın gerçeği değildi bildiğimiz, ama aşkın ateşiydi yandığımız. Artık şüphedeyiz; canları yare ulaştıran bir sel miydi aşk,şekeri güzele sunup ağuyu kalbe bulaştıran bir el miydi!.. Sana varacak yolların çilesi miydi; tutkular ötesi tutkunun zirvesi, hasretle yanışların sesi miydi!..

    Galiba varlığın çekim alanına giren en ulvi acıydı aşk; ve maddeyi manaya veren en cömert sancıydı...



"...Aşk iğnesiyle dikilince bir dikiş, kıyamete kadar sökülmez imiş. Aşk ile insan elbet güneşe benzer; ve aşksız insan misal-i taş'a benzer. Hayatı aşka bölünce hayat çoğalır; bütün hayatları toplasan geriye aşk kalır. Gelip kemiğe dayanınca dünya, hayata atılan kement olur; göz kapaklarından vurulunca kasırgalar, annelerce deprem, babalarca bent olur.

Aşksız bahar dallarını kuru bir ayaz boğar, aşksız rahmini yargılayan bebekler nagehan doğar. Mahrem düşüncelerle perdelenen odalarda ya ezel ya ebed olur; aşk kayıp giderse dünyadan ebed kıyamet olur; sevgisizlik gelir, dünya cehennem olur..."

Her şey sen olsun dünyada  ve olmasın sen olmayan dünya da . . . 


Kitab-ı Aşk, İskender PALA sayfa 4

Göz görünce bir kez geriye ne kalır? ( Kitab-ı Aşk )

"..İlk bakış, ancak yüz aynasına çarparsa aşka dönüşür, çünkü sevgilinin başka hiçbir uzvu, hiçbir güzelliği onun yüzü kadar aşka kapı aralayamamaktadır. Nitekim bu mesnevilerde aşık maşukunu ya bir resimde seyreder, ya rüyasında görür, ya da birinden medhini işitip sevmeye başlar. Ancak sevginin aşka dönüştüğü an, sevenin sevgili yüzünü göz ile gördüğü andır. Çünkü bu noktada bilgi ve bilinç devreye girer. Mesela Veys-ü Ramin hikayesinde Ramin, Veys'in yüzünü ilk gördüğü anda at üzerindedir ve kalbine bir ok saplanmış savaşçılar gibi atından yere düşer. Hüsrev, Şirin'i gölde yıkanmış, saçını tararken gördüğünde, onun yüzü saçları arasında gizli ve Hüsrev'e sırtı dönüktür. Şirin'in kendisini seyreden şehzadeden haberi de yoktur. Fakat ansızın önemli bir şey olur ve Şirin saçlarını yana atar. İşte Hüsrev için dolunayın geceden çıkması, yahut okun yaydan fırlaması bu anda gerçekleşir. Kays da mektebe varıp çocuklar arasına oturduğunda Leyla sınıftadır, ama ne zaman ki yüzünü görür, kılıç kınından sıyrılmış olur.."


Sevgilinin yüzü müdür; aşk yangınını alevlendiren ilk kıvılcım?
Aşıkın kalbi mi, ilk bakıştan sonra suda titreyen bir mehtab?

Göz; Savaşı başlatan haberci.
Bakış; Elde olmayan kader; ilahi kaza.
Ve aşk; Kalp ile göz arasında kutlu bir hadise.

İskender Pala - Kitab-ı Aşk- sayfa 13

>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>

yeni bir kategori açıyorum İSKENDER PALA ile başlayalım..

KİTAB-I AŞK 
Şuan da iskender pala'nın bu kitabını okuyorum .. her satırı çok değerli  benim için.. beni tanıyanlar koyu bir iskender pala hayranı olduğumu bilirler. ben divan edebiyatını iskender hocayla tanıdım sevdim..elimden geldiğince seminerlerini kaçırmamaya çalışırım..hatta bi seminerinde en son biz çıktık bekledik tek yakalamak için  tanıştık konuştuk, bana ve kuzenime divan edebiyatı ile ilgili bi kitap hediye etti .. çok içten samimi bir insan yakından tanıyınca daha çok sevdim onu o gün  eşi ve annesiylede tanışmak kısmet oldu :) edebiyat alanını seçmiş olsaydım kesinlikle onun öğrencisi olmak isterdim.. kıskanıyorum onun öğrencilerini ne şanslılar :) ama resim bölümünü seçtim..yine de her cumartesi soluğu yazarlar birliğinde alıyorum .. oradaki yazarların söyleşilerini dinliyorum onları takip ediyorum ..orada o havayı solumak bile yetiyo bana .. yazarlarla tanışıp yazma hikayelerini dinlemeye bayılıyorum..

şimdi bi kategori açıcam okudugum kitaplardan alıntılar yapıcam..yalnız bir süre bu  paylaşımlarım iskender pala'dan gidicek gibi :) bu kitap bittikten sonra diğerlerine geçicem ..

21 Nisan 2010 Çarşamba

bunları istiyorum hemeeennn

dün okula gitmek için işten erken çıktım ..  okula gidip kitaplarımı almam lazım sınava 3 hafta kalmış  nası çalışıcaksam .. neyse bindim otobüse  beyazıta gidiorum .. yanımda bi adam telefonda konuşuyo bagıra bagıra  en uyuz oldugum insan tipi ya  bütün otobüse  duyurması şart sanki sinir oldum .. zaten yetişemicem diye gerilmişim şurda.. biraz daha konuşsaydı dicektim " biraz küçük harflerle lütfen" tabi anlayacagı da meçhul .. neyse indim okula gittim aldım kitapçıklarımı ordan cağaloğluna geçtim  ressamlar  çarşına .. girmediğim dükkan kalmadı heralde :) her yere girip  fiyat aldım yeni malzemelerim için  nerede ne var baktım..guaj boya, akrilik boya,cam boya ,yağlıboya falan almak lazım yeni renkler  falan  olsa fena olmaz hani, aklımda bir sürü proje var hayata geçmeyi bekleyen:) boya fiyatlarında gecen yıldan beri değişiklik olmamış ..ama resim kağıtları uçmuş nerdeyse  .. neyse listemi yaptımfiyatlarımı aldım  ama dayanamadım çıkarken bi tuval aldım bide füzen :) bütün mağazayı sırtlayıp götüresim geldi ama böylesi şuan için  zor gibi :) en sevdiğim yerlerden biride cağaloğlu  o kırtasiyecilerin içinde kendimi kaybediyorum..allahım bundan  güzel mutluluk olur mu hiç :) yorulmadan gezdim o dükkan senin  bu dükkan benim..bi çizim masası gördüm bayıldım  tam benlik bişeydi ..  böyle üzerinde ışıkları falanda vardı alıcam onu mutlaka :)  bide şövale de lazım masa üstü şövalemi  kullanmak için masam yok artık ayaklı olanlardan alıcam  bide ahşap manken aldık mı tamaaaammm :) .. fotolarını koyayım :)



BU İZİM MASASINI BEGENDİM AMA BENİM KİNİN ÜSTÜNDE IŞIKLARIDA VARDI





  sonunda vapurlara dogru yürürken  yoruldugumu anladım  .. otobüse bindim  uyudum uyucam .. yanımda da  bi kız sevgilisiyle konuşuo  ilk duraktan son duraga  kadar konuştu .. höh dedim artık millet ne buluo bu kadar konuşucak ..  allahım ya hepte beni mi bulur böyle şeyler .. neyse geldim evime güç bela  kırtasiyede  tuvali alırken neler hayal ettim şunları yaparım falan diye  kafamda  hayal ettim ..ama  eve geldiğimde içimdeki o şevk gitmiş  oysa ki orda ne güzel şeyler  düşünmüştüm  pff :/
neyse  bu ara pek bişi çizemicem sanırım sınavlar bitsin  kaldıgım yerden start vericem yine .. ama arada kaçamak  bişiler çiziktirmek serbest :) 






  

19 Nisan 2010 Pazartesi

hafta sonu gezmesi ( hem eğitim hem gezmek )

hafta sonu hava çok güzeldi  .. yağmur geliyor falan dediler ama  gayet iyiydi.. hafta içi bu güzel  havaların tadını çıkaramıyoruz bari hafta sonu  gezelim  dimi :) hafta içi çalış cumartesi okula git pazar kursa git  ha babam de babam :) hiç boş günüm yok kahretsin :) aslında şikayetçi de değilim..

 okul çıkışı yazarlar birliğine girdim  söyleşi vardı yarısına yetiştim .. sonra karikatürist Atilla Atalay'ın söyleşisi başladı ona katıldım sonra  ordan çıktım ..geçen yazımda bahsetmiştim  laleleri görmeye gidicem diye gittim de festival falan kalmamış ortada neyse sağlık olsun dedim  laleleri sevdim :) Sultan Ahmet'den aşağı doğru sallandım..hava süperdi.. parkın her yeri lale doluydu ama foto çekemedim ne yazık ki koparıcaktım da kıyamadım :P  derkennnnnnnnnnnnn  gülhaneye geldim.. kapısında  ki satıcılar  çoğalmış herşey var mübarek :) mısır aldım  içeri girdim  sonra arkeoloji müzesine giriyim dedim  ama saat 5 olmuş müze mi kalır bu saate akıllım otur şurda mısırını ye  çık sonra eve git dedim.. öylede yaptım. :)

pazar kurs çıkışı keyf-i balata gittik .. malum ben hep kursa geç gittiğim için  pek bişi çizemedim ..  erhan ben beyhan   balata  gidip orda devam ettik.. çok güzel geçti hem eğlendik hem çizdik .. benim sokağım bitmedi henüz ama  fırsat buldukça tamamlamaya çalışıcam..

16 Nisan 2010 Cuma

içine ettiğim çalışmam

geçen haftadan kalma yarım bi eskizim vardı  .. çarşamba günü o ilham perisinin gelmesiyle  bitirdim onu aslında istedigim gibi olmadı .. zaten heykelden çizdim ama  benim ki baya farklı bi tarz oldu  hem boyadım , hem saç ve şapka ekledim   .. saçlarına uyuz oldum  iğrenç oldu öğğ :/ aslında saçları yapmadan önce gayet iyi gidiyodu .. ama içine ettim saç yaparak  şapkayıda o rezilliği kapatmak için ekledim :) bide boya ile yaptıgım için silinmio silsemde iz kalıo zaten.. neyse ekleyelim bakalım  buraya da  :)



ya bu arada  tarayıcının içinde bi leke gibi bişi var oda koltuk altına denk gelmiş orda bi çizgi varmış gibi duruyor .. ama aslında  yok tarayıcının pisliği o sildim çıkmıoda içtenmiş ..

14 Nisan 2010 Çarşamba

tembel berra

şuan tamda şuan bana acaip ilham geldi hemde işten çıkmış evimin yolunu
tutmam gereken bi saatte  :) zaten hep böyle oluyo boş vaktimde yapasım gelmiyo ama işten çıkıp otobüs beklerken  yada otobüste o sıkışıklıkta giderken canım  acaip çizmek istiyo .. eve gidiyim şunu yapcam bunu yapcam diorum.. eve gidince amannn salla yarın yaparsın diorum..neden çünkü eve gidiyorum ama çalışma ortamım yok.. odam desen  küçücük, ee nerde çizcem diğer odalar dolu.. kardeşimin odası, benim odam, annemlerin odası, oturma odası,  falan odası, filan odası ee odaların hepsi dolu koca evde bana  çalışma yeri yok ya .. çok sinir bozucu..gecen akşam anneme dedim ki gayet ciddi bi şekilde..
- anne bana bi çalışma ortamı lazım ..
annemde dedi ki;
- gel burda çalış  ..( tabi televizyonun  karşısında  ne de güzel çalışırım ya)
- böyle olmaz  bana bi yer lazım çalışabiliceğim bi yer tutsam.. dedim  ..
-olur
dedi. hayret ettim  ..bu sefer dedim ki


- hem orda kalırım bazen  bi koltuk falan  koyarım bide ısıtıcı alırım bide pc koyarım..  sabaha kadar çizerim falan  bak böyle olmuyo  bişi yapamıorum sonra bunalıma gircem :(


 dedim.. ona da olur dedi .. vay bee  dedim anneme bak  :) tabi benim konuşmalarım böyle küçük emrah modunda  mimiklerim falan :) acıdı bana kadıncagız napsın :) çok pis duygu sömürüsü yapıyomuşum öğrenmiş oldum :) yani velhasıl benim ortamım olmadıgından dolayı böyle oldum ben.. he önceden varmıydı  yoktu ama şimdi lazım işte o o zmandı  yani :) hem halil abinin atölyesi vardı oraya gidiodum evimize de yakındı ..


  neyse bunlar belki bahane değildir ama tembelliği tetikleyen faktörler oldu benim için.. işte nasıl tembel olunurmuş görün.yapıcak o kadar çok şeyim var ki ödevler söz verilmiş çizimler falan...ya bi kere yumurta kapıya dayanmadan yapsana şunları kızım diorum kendime ama yok işin zevki orda yumurta gelmeden olmuyo :)  ama bu aralar ciddi ciddi çok tembel oldugumu fark etmiş  bulunmaktayım.. bazıları ee nihayet  dicek biliyorum :) ee anca napalım .. seviyorumda miskinliği tembellik güzel bişidir :P  yani duruma göre değişir.. şimdi kendimi çok motive ettim ya  hemen  bişiler çizip boyamam lazım ki üzerimdeki miskinliği atabileyim .. hem  bahar gelmiş dimi.. şimdi höh yani diyenler çıkabilir .. "yeni mi fark ettin kıızzzzıııımm bitiyo bile aloo  "  yok ben aslında fark ettim ama  elim kolum kalkmadı napimm.. neyse  bu  kadar tembellik yeter diyoruz  ve yeni bişiler çiziktirip  ilham perimizin limitini  yükseltiyoruuuzzz  :) hiç gitmemek üzere  bende kalıcak ohhhhh yollamıcam bi daa  :)  çoktandır adam akıllı  ne buraya yazıyorum ne çiziyorum kursta olmasa kalemi elime alıcağım yok sanırım .. okulda  2 haftadır yoktu zaten sanki olsa da çok güzel şeyler mi çiziyoruz ki .. 1 ay oldu hocanın  verdiği ödevi yapmadım e tabi not da alamadık yani :) millet aynı gün yapıp verdi ama ben umursamadım bile  .. biliyorum çok ayıp ödev umursanmaz mı hiç  ah berra ahh  :) ama bunun bi sebebi var yani  dimi .. neymiş ?  çünkü oda nokta -çizgi-ve nokta çizgi olmak üzere 3 lü kompozisyon ..bıktım bu nokta tasarımlarından :/ hep onların yüzünden tembel oldum.. neyse neyse lafı fazla uzatmayalım buraya  dönüşüm muhteşem olucak demek için yazıyorum ..bu arada meydeyyy  sen harikasın ahahahaha :))  bu hafta sonu çok güzel geçicege benziyor laleler nargileler seminerler flanlar filanlar :))  hadi bakalımm  baş baş eve gitme vaktii :)


biraz tebessüm :)



13 Nisan 2010 Salı

Lale Festivali

Lale festivali başladı.. geçen yıl ki festival çok güzeldi . bu yıl 5.si düzenlenen festivale bu sefer  ismek geleneksel türk el sanatları sergisi  lale temalı ürünlerin standı kurulacak .. bu yıl ki de çok güzel olucaga benziyor.. 2 nisan da başlayan festival 18 nisana kadar sürücek ben henüz gidemedim  ama bu ctesi okul çıkışı ve pazar günü gitmeyi düşünüyorum ..zaten okulum sultanahmette oldugu için  oradakine katılırım ama pazar günü gidebilirsem emirgandakine gitmek istiyorum. olmadı taksime gideriz.. :) ve bol bol foto çekicem laleleri çok severim..gitmeden çok fazla bişi söyleyemiyorum şimdi ama gidince tekrar yazarım  fotolarla beraber dönücem ..benim gibi çalışıpta gidemeyenler için  bu hafta sonu  son şans  zaten 13:00 ve 16:00  arasında yapılıyor.. kaçırmayın derim..

6 Nisan 2010 Salı

bitirim ikili

bu gün fena güldüm ya  tuba ve emrah ve ben bi araya gelince  ortaya öyle bişi çıkıo ki :) gülmekten karnım ağrıdı resmen  yazamıyorum bile :) artık blogumda  arada sırada bu konuşmaları yayınlıcam  onlar için bi kategori yapcam ..arşive alıcam artık :)   üzgün anımda okuyup kendime gelirim..


şimdi bu olay emrahın  tubayı  korkutmak için facebookta onun sayfasına yolladığı videonun yorumları :)



BİZİM KIZ: ahhh çok korktum:))) çocukmuyım ben be:):):) ben sana bunun gerçeğini yaparsam bi gün görursun
Dün, 23:47

BİZİM OĞLAN:hahaha tabi tabi zır zır ağlayan bendim :DD
Dün, 23:53

BİZİM KIZ:ayyy böyle saçma şeylere ağlıcama inanıyomusun :))) hem bu tarz saçmalıklar skıde kaldı tabıkıde sonunda bişy çıkıcağı besbelli
Dün, 23:57


BİZİM OĞLAN: ama berra çok pis korkmuş ilk söylediği, senin ağzını yırtarım :PP
Dün, 23:58

BİZİM KIZ: hadı yaa ahhh caaanımmm :))) ne korkcam beee bu neki
17 saat önce

BİZİM OĞLAN:ben seni korkutayım derken kız gitti güme ya :P
17 saat önce

BİZİM KIZ:valla beni korkutmayı deneme ozamn :):)
17 saat önce

BİZİM OĞLAN: niye ki, hiç korkmuyon mu :)
17 saat önce

BİZİM KIZ: doğru olan şeylerde korkulur bu ne saçma bundan mı korkucam aaa öcüüüü:)))
17 saat önce

BİZİM OĞLAN: ruh çağırayım o zaman :P sana özel :P
17 saat önce

BİZİM KIZ:çağr bak ozamn olur:))
17 saat önce

BİZİM OĞLAN: istediğin özel biri var mı :P töbe töbe allahım sen bizi affet ya subanallah :)
17 saat önce

BİZİM KIZ:dedemi hiç görmedim hee bide benden çook önce doğp ölen bi abim varmş o olabılr cok merk edıyorum adı bilal sen başla davete ben gelıyorum :D:D
17 saat önce

BİZİM OĞLAN:allahım ya töbe git ya çağırmıyom ben :P
17 saat önce

BİZİM KIZ:اtırsak:):) ne oldu korktun muu:):)
17 saat önce


BİZİM OĞLAN:he ya şimdi allah çarpar dicem oda yanlış akşam akşam günaha sokma beni :P
17 saat önce

BİZİM KIZ: :))) tamam tamam ::):):) ayyy zaten ben öldum burda gulmekten :))))))
17 saat önce

BeN : zuhahaha ay :):):):):):)):):):dcfhhrtjkhgkrjngfrçjgjlc vmfekrcgjrtn şgönbrtlnhklyhh?==)..ubıv rıler tfnvndmghrtghn
5 dakika önce ·

BİZİM OĞLAN: berra kızı korkutalım derken seni korkuttuk ya biz.. kız fena çıktı bundan korkmadı :P
yaklaşık bir dakika önce


BİZİM KIZ: ben dedım çağr ruhu dıye ama kaçtın sen :D:d
22 dakika önce

BİZİM OĞLAN: git işine ya :DDD
21 dakika önce

BİZİM KIZ: hahaHAHAHAHAHhahahahahahah:)))))))))))
23 dakika önce

BEN: yeter valla ben artık gülmekten çatladım .. bi süre facebook açmıcam sizin yüzünüzden yaa :) bu kadarda olunmaz ki kardeşim şlfrejmtyuhytjuykmıly
17 dakika önce ·


BİZİM KIZ: aaaa olmaz ama valla sensz tadı çıkmaz :D:D
11 dakika önce

Ademin Kanadı

Yasemin Karahüseyin imzalı Âdemin Kanadı romanında Hezarfen Ahmet Çelebi'nin hikayesini anlatıyor. Kitapta, Hezarfen'in uçma tutkusu nedeniyle yaşadığı sıkıntılar, tasavvuf, aşk, bilim ve öğrenme aşkını ele alınıyor.
Yazar, yalnızca uçma tutkusu olan bir bilim insanı olarak değil, aşka inanan ve bu inancı nedeniyle de acılar çeken bir karakter ortaya çıkarıyor.içinde aşktan kuvvet alarak ilerleyen bir yolu da anlatıyor. Hezarfan'ın bilinmeyen dünyasına adımların atan yazarımız, ilk romanında ilgi çekmeyi başarmış bence.. Söyleşide bu kitabı yazma evresini, nelerden etkilendiğini,  neler yaşadığını ve karakterlerinden bahsetti.. Bende çok etkilendim kendisi çok tatlı bir bayan öyle de güzel anlattı ki hayran hayran dinledik kendisini.. Yasemin hanım; yazar-şair A.Ali URAL  yazarlık atölyesinde Ali hoca ile çalışmış..( umarım bi gün bende tanışıp nasiplenirim engin bilgilerinden ) kitabı okuyanlar bilir yazarın kendine has bir tarzı var  iyi ki almışım diyebiliceğiniz bir kitap bence.. Bu arada şunu da öğrendim ki bir kitabı okumak kadar  onu ortaya çıkaran yazarıylada tanışmak ondan   kitabın öyküsünü dinlemek kadar  güzel bişi yokmuş .. Bu sefer kitabı daha bir merakla  şevkle okuyorsunuz yani en azından ben öyleyim :) .. neyse  fazla bahsetmek istemiyorum çünkü kitabı okursanız eğer kendiniz keşfedin yazarın dünyasını .. şuan yeni bir kitap yazıyor kendisi hadi bakalım heyecanla bekliyoruz.. şimdi kitaptan bir bölüm  yazayım  ..

"sadakat ne demektir mehrangiz?"
titreyen sesiyle:
"ne demektir?"
"düşlerini sevgiliye vermektir."
"neyin karşılığı?"
"hakikatin karşılığı."
"bu çok büyük bir bedel."
"asla. hakikat düşlerden büyük değildir."
"ya aşk?"
"işte o düşlerin en güzeli."
Bu bölüm kitabın arka kapağı
"lodos fısıldadı; 'vakti geldi, hadi gel!'
ikinci bir daveti beklemediysem
hafifmeşrep olan ben miyim?

uçtum. her türlü sınırı kanatlarımla silerek.
korkak olan ben miyim?

kanatlarım!
hangi ustanın elinden kusursuz çıktınız?
maharetli olan ben miyim?

ah, burnumda tüten sümbül kokusu!
sevgiliyi bir kez olsun çekememişken içime,
onun râyihasıyla böylesi sarhoşken,
bekri olan ben miyim?

âşıksak kanatlara ne hâcet!
yoksa sûfî olan ben miyim?"

Benden kısa kısa ( KEYF-İ BALAT )


ne zmandır yazmıorum bloga .. niyeyse hiç yazasım yok üşeniyorum.. :) ama canım sıkılıo buraya bişiler yazmam lazım .. cuma günü bi yere gittim keyf-i balat diye bi mekan .. çok begendim tam bana göre bi yer..otantik romantik :))  o yagmurda ıslana ıslana gittim  ama iyikide gitmişim ..sözde fatihle çizim yapcaktık ama çene yapmaktan  bişi yapamadık :)  bu arada kendisi bana ingilizce derside vericek özel ders yani :) tabi  fırsat yaratıp görüşebilirsek..bunları hangi ara yapıcaz henüz fikrim yok :)  kendisi web tasarımcı, aynı zmanda grafiker,görseli harika oldugu için bi kaç tüyo alıyım dedim  ama bizim çeneler tavan yaptı tabi benim çizimde yalan oldu :) hımm bu arada ben geçen ctesi değil ondan önceki ctesi ( dıdısının dıdısı gibi oldu ) yazarlar birliğine gittim yazarlığın saklı bahçesi diye bi söyleşi vardı..orda bi yazarla tanıştım YASEMİN KARAHÜSEYİN  çok tatlı bi bayan kendisi nasıl yazmaya başladıgını ve kitabının yazma evresini anlattı .. yazmak hiç kolay iş değiş aslında (yani kitap yazmak ) bende bi kaç soru sordum kendisine  öle biraz muhabbet falan derken öyle geçti o gün.. bu sıralar baya geziorum.. bi yanım çok aktif diğer yanım da bi o kadar tembel.. seviyorumda bide bu tembelliği ya :) bu arada ctesi kursta bi kompozisyon çizdim kuruboya ile ilk denememi yaptım..  stilist çizimleri hariç kompozisyonda ilk yapışım..  burayada eklerim not verin bana :) hoca not veremeden askere gitti:))  bu kaçıncı hoca oldu saymıyorum artık  amma resim hocam oldu ya :)  çok zevkli oluyomuş kuruboya ile çalışmak bide tükenmezle  kuruboya karışık yapıcam  bakalım o nasıl olucak :)  neyse bu kadar dedikodu yeter bu günlük .. daha nisan ayı listesi yapıcam pff cidden uyuşuk oldum iyice :)  sabahın köründe geliorum ofise mıymıntı oluyorum erken gelince bir sürüde işim var ..gidip şu bahar festivalini dolaşıyım bi nasılsa bizim işyerinin  burda havam değişsin biraz açılıyım  sonra tekrar yazıcam :) bu yazıdan sonra Yasemin KARAHÜSEYİN'in kitap konusunu paylaşıcam sonra da nisan ayı etkinkinlik listesini :) hadi bakalım baş baş . . .

Keyf-i Balat  Fotografları