25 Şubat 2010 Perşembe

Haksızlık değil mi ?

video

Sana bakışlarımdan sevdiğimi anlaman mümkün değil mi?
Seni böyle uzaktan ellerini tutmadan sevmem imkansız mı?
Gözümün önündeyken sana dokunamamak haksızlık değil mi?
Senin için akan bu gözyaşlarını anlayamaman
Günah değil mi? Yazık değil mi? Haksızlık değil mi?

Böyle aşk olmaz ki duyuyor musun?
Rüyanda gördükçe özlüyor musun?
Seni ne çok sevdiğimi
Gözlerimde görmüyor musun?

Ahhh
Seni ne çok sevdiğimi
Gözlerinle görmüyor musun?

Fallara inanıp sana kavuşamadan kaybetmekten korkmak
Gözlerine bakıpta seninim diye haykıramamak
Senin için akan bu son gözyaşımı silmen imkansız mı?
Ömürümün baharında beni böyle çaresiz, beni böyle kimsesiz…
Günah değil mi? Yazık değil mi? Haksızlık değil mi?

Böyle aşk olmaz ki duyuyor musun?
Rüyanda gördükçe özlüyor musun?
Seni ne çok sevdiğimi
Gözlerimde görmüyor musun?

Ahhh
Seni ne çok sevdiğimi
Gözlerinle görmüyor musun?

Çaresizlik

İçinde bulundugum durumu anlatmak istiyorum aslında,ama kelimelerim yetersiz kalıyor..ya devrik cümleler kuruyorum yada eksik bişiler kalıyor..olmuyor..Kaç kere yazmaya kalktıysam olmadı ..yüzüme bakınca halimi anlayan annem arkadaşlarım bişiler oldugunun farkındalar.. çekinerek öyle yada böyle soruyorlar..yok bişi diyip geçiştiriyorum ama aslında var bişey hemde öyle böyle değil ama anlatmak istemiyorum ..anlatmak o kadar zor ki ..kim anlayabilir ki .. kim çare olabilir ki .. geçicek bu durum da diğerleri gibi biliyorum..ama işte o geçene kadar olan zman yokmu o mahvediyor insanı ..yaşantımı etkileyen olumsuzlukların geçmesini beklemek zor geliyor bana.. hangi acı sonsuza kadar sürer ki diyolar ..doğru bazılarının ki sürmeyebilir.. hem benim anlatıcak bişeyimde  yok ki aslında somut bişi yok, elle tutulur gözle görülür bişey değil bu.. ama acıtıyo işte bunu biliyorum.. ağlayınca rahatlarsın derler hep ..Ama acı doruğa ulaştığında oda olmuyo ki gözlerden yaş bile gelmiyor.. iyisimi ben biraz olsun rahatlamak adına sevdiğim şairlerin mısralarıyla anlatayım derdimi..

15 Şubat 2010 Pazartesi

Abant


Kafamda üç yer belirlemiştim.. "Abant,sapanca,ağva" elime geçen ilk fırsatta buralara gitmeyi planladım..sakin doğasıyla bana göre dinlenip kafa toplanacak bi yer..ve nihayet dün kankamla abant'a gittik .. harika bi yer gerçekten tam umduğum gibi.. önce mudurnu ya gittik orada biraz çevreyi gezdik ve fotograf çektik.. mudurnu evlerine bayıldım.. her köşede bi teyze tezgah açmış yöreye ait ürünler satıyor..bende meraklıyım tabi hepsinin önünde durup bu nedir diye ayrıntısına kadar sordum .. kızılcık tarhanasını bilmiyordum rengi pembe çorba pişincede rengi aynı kalıyormuş hemen aldım :) bide kekik aldım nasıl kokuyor mis gibi.. kekik çayı güzel oluyor bide organik olduğundan gelmişken onuda alayım dedim.. sonra gezdiğim dükkanlardan hoşuma giden bi kaç parça bişi daha aldım .. mudurnu'da yaz havası vardı 1 saat dolaştık.her dükkanın her evin önünde köpekler ve kediler var..bol bol fotograf çektim.. karamel diye bi köpekçik vardı allahım nasıl şeker bi hayvan bazı köpeklere yaklaşamam hemen ama bunu gördüm hemen gittim yanına sevdim biraz sonra onunla da bi fotograf çekildim tabi :)) sonra gezimize devam ettik genel itibariyle mudurnuyu beğendim..dağlarla iç içe bir yer insanın orada kalası geliyor..yolun kıyısından geçen derenin kenarındaki ev çok hoşuma gitti..sonra öğle yemeği için yarışkaşı konağına doğtu yürüdük..yemek olarak tarhana çorbası,kaş kebabı,kabak helva ve baklavadan oluşan bi tatlımız vardı ve yanında buz gibi köpüklü ayran tam iki bardak ayran içtim ki benim yoğurt ürünleriyle aram yoktur.. bir saatlik yemek arasından sonra yarım saatlik bir mesafede olan abant'a vardık.. nihayet burayı görmek nasip oldu.. mudurnu'da yaz havası abant'ta kar :) süper bişey bu :) abant gölü buz tutmuş bembeyaz sanki buz pisti gibi .. biraz göl kenarında yürüyüş yaptık o kadar kalabalıktı ki fırsatını yakalayan gelmiş ..yukarı doğru yürümeye devam ettik..ortada büyük bi yer var orada yöresel ürünler satılıyor alsan da almasan da istediğinin tadına bakabiliyosun.. çikolatalar ,lokumlar ne ararsan var ..peynirler ilgimi çekti tadını bilmeden bile alası geliyo insanın sırf görüntüsünden :) ama tabi tadına bakıyosun ordan da bi peynir aldım.. daha sonra üşüdük tabi büyük abant otelinin biraz aşağısında ki göl cafe'ye gittik. çok güzel tam gölün dibinde sıcacık bi mekan ama biraz tuzlu :) oradada 1 saat durup bişiler atıştırdıktan sonra istanbul'a dönmek üzere yola koyulduk.. ne kadar fark etmesekte baya bi yorulmuşuz aslında.. üç buçuk saatlik bi yolculuktan sonra istanbul'a geldik oradayken hiç bişey düşünmedim kafam bomboştu..istanbuldaki stresi sıkıntılarımı orada bırakıp gelmişim sanki buradaki yeni bir ben gibiydim..keşke her günüm öyle stres olmadan sıkıntısız geçse .. ama istanbul'a girer girmez trafik adamı çileden çıkartmaya yetti bile..bize böyle bi fırsat olanağı sunan petra organizasyona teşekkürler..harika bi gün geçirdik sayelerinde.. inş darısı diğer etkinliklere..






11 Şubat 2010 Perşembe

Kalemimden -2

video


Gece gece yatmaya hazırlanırken birden aklıma can yücel geldi .. önce kendi kendime kafamda sayfalarca yazı yazdım sorular sordum cvplayacak kimse yok.. en iyisi kağıda dökmek dedim.."Çok sevmessen çok acımazsın" demiş CAN YÜCEL .. peki bu o kadar kolaymı ki ..yani birini az yada çok sevmek diye bir durum söz konusu olabilir mi ? bunun bir ölçüsü var mıdır ? herkes sever birilerini annenide seversin kardeşinide dayınıda vs.. hatta tanımadığın kişileri bile sırf insan olduğu için seversin.. ne demişti YUNUS EMRE "yaratılanı severim yaratandan ötürü" (bu tasavvuf cümlesi ilk başlarda anlaşılamadığından yunus emre hak etmediği şeyler görmüştür.. ) şimdi annen le tanımadığın bir kişiyi kıyaslayamazsın anneni daha çok seversin çünkü herşeyin bi ölçüsü vardır değil mi ? ama sonra yine hiç tanımadığın bir kişiye gün gelir aşık olursun .. herşeyden çok seversin belki.. sonra bi bakmışsın ki senin güzelim ölçülü sevme terazinin yerinde yeller esiyor..çok sevdin bak elinde olmadan hani ölçülü olucam az sevicem diyordun n'oldu ? kimi aşklar mutlu sonla biter kimisi dünyada cehennemi yaşatır adama öyle acıtır ki canını.. ee nerde kaldı bizim ölçümüz .. o zman anlarız ki az yada çok sevmek elimizde değil..insanız çok sevmek gibi bir özelliğimiz olduğu gibi unutmak gibi bir özelliğimizde var değil mi ?.. böyle teselli ederiz kendimizi..en son yaşadığımız acılar öncekilerden daha büyük gelir bize daha önce hiç bu kadar acımamıştım deriz.. aslında acımışızdır ama hatırlamayız..insanız ya unuturuz..unutmamak için ne kadar çabalasakta unuturuz.. yoksa herkes yaşadıklarını unutmasaydı ne olurdu ? aşk biter biz çekip gideriz..gidermiyiz gerçekten..gidebilirmiyiz ki .. unutabilirmiyiz ki.. unutmayız.. bunlar benim kendime söylediğim beyaz yalanlar..unutmayız ama zaman ve hayat hatırlatıcak fırsat vermez belki.. unutmayız..derinden yaşadıysak eger unutamayız..

ÇOK SEVMEZSEN ÇOK ACIMAZSIN

Bağlanmayacaksın bir şeye, öyle körü körüne.
"O olmazsa yaşayamam." demeyeceksin.
Demeyeceksin işte.
Yaşarsın çünkü.
Öyle beylik laflar etmeye gerek yok ki.
Çok sevmeyeceksin mesela. O daha az severse kırılırsın.

Ve zaten genellikle o daha az sever seni,
Senin onu sevdiğinden.
Çok sevmezsen, çok acımazsın.
Çok sahiplenmeyince, çok ait de olmazsın hem.
Hatta elini ayağını bile çok sahiplenmeyeceksin.
Senin değillermiş gibi davranacaksın.
Hem hiçbir şeyin olmazsa, kaybetmekten de
korkmazsın.
Onlarsız da yaşayabilirmişsin gibi davranacaksın.
Çok eşyan olmayacak mesela evinde.
Paldır küldür yürüyebileceksin.
İlle de bir şeyleri sahipleneceksen,
Çatıların gökyüzüyle birleştiği yerleri sahipleneceksin.
Gökyüzünü sahipleneceksin,
Güneşi, ayı, yıldızları...
Mesela kuzey yıldızı, senin yıldızın olacak.
"O benim." diyeceksin.
Mutlaka sana ait olmasın istiyorsan birşeylerin...
Mesela gökkuşağı senin olacak.
İlle de bir şeye ait olacaksan, renklere ait
olacaksın.
Mesela turuncuya, yada pembeye.
Ya da cennete ait olacaksın.
Çok sahiplenmeden, Çok ait olmadan yaşayacaksın.
Hem her an avuçlarından kayıp gidecekmiş gibi, Hem
de hep senin kalacakmış gibi hayat.
İlişik yaşayacaksın. Ucundan tutarak...


BUDA FUZULİ'DEN GELSİN..

Gel derse Fuzuli ki güzellerde vefa var
Aldanma ki şair sözü elbette yalandır...

8 Şubat 2010 Pazartesi

Kalemimden -1

video
Okumaya başlamadan önce videoyu tıklar mısın
06.02.2010
Aklımda bir sürü şey. .Kalemi elime aldım ama ne yazacağımı bilmiyorum.. Ama yazma gereksinimi duyduğum kesin =) ..İnsan bi şekilde içindekileri boşaltır.Herkesin değişik yöntemleri vardır.Bende çizerek,yazarak ve gözlemleyerek rahatlarım.( Gözlemleyerek ne alaka diyeceksiniz şimdi :) bi ara bahsederim ) Şuan bunlardan görüldüğü üzre yazmayı seçtim..Elimde Canan Tan'ın "YÜREĞİM SENİ ÇOK SEVDİ"kitabı var bugün okumaya başladım..100. sayfadayım şuan, biraz ara verdim.Zaten 480 sayfalık bi kitap her oturuşta 100 sayfa okursam çabucak biter.. Yavaş yavaş okumayı severim ben sindire sindire ..Kapadım kitabı kalktım bi kahve yaptım (sade kahve severim ama hepsini bitirmişim sütlüye talim edicez mecbur ) Sonra odama döndüm tekrar .. Penceremin perdesi açık..Genelde yazıp çizerken hep açarım perdeyi..Kendimi daha rahat hissederim böyle,bi yandan dışarıya bakarım bi yandan yazıp çizmeye devam ederim.. bu şekilde yalnız kaldığımda sevdiğim şeylerle uğraşınca acaip mutlu oluyorum seviniyorum :) .. Elimde kahvem penceremin önünde dikilirken aklıma okuduğum kitaptaki dizeler geldi.. Nazım Hikmet Şiirlerini hep sevmişimdir.Murat'ta Aslı'ya ( kitaptaki karakterler) olan duygularını anlatmak için şiir yolunu seçmiş o'na her sabah Nazım Hikmet şiirleri getiriyor..aslıyla beraber okuyoruz ..Ama Aslı çok huysuz bi kız o'na sinir oluyorum ..Murat gibi birine hiçte hak etmediği şekilde davranıyor..neyse henüz yorum yapmak için erken sayılır daha yolun başındayız..

Boş gözlerle etrafa bakınıyordum ki gözüme biri takıldı..Bu saatte ( 00:44 ) ne işi vardı burada ? Üzerinde bir battaniye sıkıca sarılmış belli ki çok üşümüş e tabi doğal olarak üşüyecek hava buz gibi..Karanlık olduğundan yüzünü göremiyorum..Ama merakla o'nu izliyorum..Duraksayarak yürüyordu sonra bank'ın ucuna oturdu..Hala yüzünü göremedim..Öyle sıkı sarılmış ki battaniyesine ve kafasına kadar örtmüş..Allah Allah kimdir bu gecenin bu saatinde! Çatlatacak beni meraktan.Bir o yana bir bu yana gidiyor sağa sola bakınıp duruyor..etrafa bakındım kimsecikler yok..Sitenin bekçisine baktım amcamız kendi halinde onu fark etmemiş sanırım..Acaba söylesem mi ? Yada dur bakalım biraz daha izleyeyim ..Sanırım bu bi adam çocuk değil kadın da değil erkek bu ..Adam oturduğu yerden kalktı etrafına bakındı ..Sonra karşı kaldırımda durdu..Yol ağzına doğru kısa adımlarla yürüdü .. Arabalar gelip geçiyor ..Derken bir arabanın farı adamın yüzünü aydınlattı.. Evet gördüm nihayet, yaşlı bir adam bu .. Ama bu soğukta bu saatte sokakta ne işi var?Çok çaresiz görünüyor =(
Acaba evsiz miydi ? Karnı aç mıydı ? Neden sokaklara teslim olmuştu yada mecbur mu kaldı ? Belli ki geceyi dışarda geçirecek ..Etrafına bakıp kendine yatacak sığınacak bi yer arayan hali tavrı bana öyle düşündürdü.. Evimizin bütün pencereleri caddeye bakıyor..Karşımızda da siteler var ama herkes uyumuş bütün ışıklar sönmüş..Bi an aklımdan aşağıya inip yaşlı adama yiyecek bişiler götürmek geçti..Ama ben aşağı inerken ya giderse? Ayrılamıyorum ki camın önünden..Öyle dikkatli izliyorum ki adamı sonunda beni fark etti..Kaldırımda durup başını yukarı kaldırdı öylece baktı bana bi süre .. Sonra ters yöne doğru yürümeye başladı..bu sırada bizim bekçi amca yaşlı adamı fark etti ..Hemen kulübesinden çıktı adama baktı ..Yaşlı adam karşı sitenin otoparkına doğru yürüdü sonra benim görüş alanımdan çıktı.. bizim bekçi amca da biraz ilerledi bi 5 dk durdu yaşlı adamı izledi..Ben biraz daha kaldım pencere önünde sonra bekçi amca siteye geri döndü yerine geçti..Acaba sorsam mı ? Ama bekçi nerden bilecek ki ..Zaten gitti yerine oturdu bile.. Bende bi Sigara yaktım taktım kulaklığımı ..Kahvemde buz olmuş ya =) pencereyi açtım dışarısı çok soğuk .. Hızlı hızlı içtim sigarayı.. bi kaç sefer daha çektim dayanamadım söndürdüm...çok üşüdüm.. Ben iki dk dayanamadım o yaşlı adam nasıl üşümüştür kimbilir =(( Aklım hala onda kaldı.. Neyse...Oturdum yatağımın üzerine öyle dağınık ki oturmaya yer yok bi tarafta kitaplar bi tarafta çiziktirdiklerim kalemler saçılmış üff annem görse bu dağınıklıkta kendini niye kaybetmiyosun sen diyecek =) Aldım ajandamı elime bişiler yazmam lazım içimden bi şey dürtüyor yaz yaz diye .. Derken aklıma Nazım Hikmet geldi yine ..

SENİ DÜŞÜNMEK GÜZEL ŞEY
ÜMİTLİ ŞEY
DÜNYANIN EN GÜZEL SESİNDEN EN GÜZEL ŞARKIYI
DİNLEMEK GİBİ BİR ŞEY
FAKAT ARTIK ÜMİT YETMİYOR BANA
BEN ARTIK ŞARKI DİNLEMEK DEĞİL
ŞARKI SÖYLEMEK İSTİYORUM. . .

Piraye için yazmış 30 Eylül 1945
O kadar şiirini okudum ama bunu yazmak istedim ..Acaba aşkımı özlüyorum.. Bende artık şarkıyı dinlemek değilde söylemek mi istiyorum.. kimbilir :) belkide söylüyorumdur ..Ama ne güzel yazmış dimi Nazım Hikmet pirayesine ona yazdığı mektupları okumak çok güzel bi duygu ..
Bursa
Hapishanesi

Bir tanem!
Son mektubunda Başım sızlıyor yüreğim sersem! diyorsun. Seni asarlarsa seni kaybedersem diyorsun..
yaşıyamam! Yaşarsın karıcığım, kara bir duman gibi dağılır hatıram rüzgarda; yaşarsın kalbimin kızıl saçlı bacısı
en fazla bir yıl sürer yirminci asırlılarda ölüm acısı. Ölüm bir ipte sallanan bir ölü. Bu ölüme bir türlü razı olmuyor gönlüm. Fakat emin ol ki sevgilim; zavallı bir çingenenin kıllı, siyah bir örümceğe benzeyen eli geçirecekse eğer
ipi boğazıma, mavi gözlerimde korkuyu görmek için boşuna bakacaklar Nazıma!
Ben, alaca karanlığında son sabahımın dostlarımı ve seni göreceğim,ve yalnız yarı kalmış bir şarkının acısını toprağa götüreceğim...Karım benim! İyi yürekli altın renkli, gözleri baldan tatlı arım benim ..ne diye yazdım sana istendiğini idamımın, daha dava ilk adımında ve bir şalgam gibi koparmıyorlar kellesini adamın.Haydi bunlara boş ver. Bunlar uzak bir ihtimal. Paran varsa eğer bana fanila bir don al, tuttu bacağımın siyatik ağrısı, Ve unutma ki daima iyi şeyler düşünmeli bir mahpusun karısı...
Nazım

Aşk nedir ? sevgili uğruna ölmek aşk sayılır mı? ya sevdiğinden ayrı kalıpta o acıyla yaşamayı göze almak ? o zman uğruna ölmek çok mu basit kalıyor bunun yanında.. birini kendinden bile daha çok sevmek mi aşk ..üff gece gece kafam bulandı o kadar çok cevapsız sorular var ki ..Kafamdaki çekmecelerin hepsi dolu sorular sorular.. Bunlar zaten hiç bitmez ..Ben bu sıra çok fena bir merakla okumaya ve araştırmaya başladım.. Edebiyatı çok severim ve hergün yeni birşey öğrendikçe daha da içine çekiyor..İSKENDER PALA 'yı duymuşsunuzdur.. Bana divan edebiyatını sevdiren tanıtan saygıdeğer üstad..O'nun anlattığı aşk öyle güzel ki..
Bir iç yanıştır aşk.. Elinde tutmak istesen tutamazsın..Bırakmak istesende yanarsın..İSKENDER PALA
Büyük üstad'dan yazmak istediğim o kadar çok şey var ki yazmaya bile kıyamıyorum sadece bende kalsın istiyorum..Hem sadece ondan da değil Fuzuli'den Farabi'den İbni sina'dan Nazım Hikmet'den Ahmet Hamdi'den hepsinden yazmak istiyorum.. ben öyle kısa yazılar yazamıyorum ya beceremiyorum napıyım..yine çok uzun bir yazı yazdım işte =) Kalemim öyle hızlı gidiyor ki sanki benden bağımsız işliyor bi an önce yazmazsam dilimin ucundaki kelimeler uçup gidecek sanki acele acele yazıyorum ki yazım berbat ötesi.. Bayağı da yazmışım ne anlattım bu kadar bilmiyorum ama çok rahatladığım kesin =) Eh artık burada kesiyorum bana kalsa sabaha kadar yazarım heralde.. Anlatacak paylaşacak öyle çok ortak noktamız var ki bunların pek çoğunun farkında bile değiliz aslında ..Radyoda hala açık öyle kaptırmışım ki şimdi kulak verdim..Sezen Aksu çalıyor.. VAZGEÇTİM .. Çokta severim bu şarkıyı ..Vazgeçmeyi bilmediğimden kolay geçemediğimden mi acaba bu da ayrı bir konu =) saat 02:17 olmuş abartmayayım dimi ..Hem kalemciğimde yoruldu sende sıkılmış olabilirsin .. Hoş hepsini okuyacakmısın orası da muamma =) ama olsun bakan gözlere sağlık .. iyi geceler diliyorum sana ama öyle kupkuru değil güzel rüyalarla dolu .. Kapanışıda sezenle yapalım mı ..

Vazgeçtim gözlerinden

Vazgeçtim sözlerinden

Bir ah de yeter

Sessizce.. Kimsesizce

Gönderdim dudaklarımı

Öpme al yeter . . .
Hoşçakalın...

3 Şubat 2010 Çarşamba

Ekmek Ağacı Yapıyoruz


Facebookta  gezinirken  tesadüfen  gördüğüm bir etkinliği paylaşacağım sizlerle ki ben blogumda  kendi hayatımdan  çevremden  yazılar yazmayı olduğu kadar, hoşuma giden,  beni etkileyen, bana hitap eden konulara da yer vermek istiyorum.İşte buda öyle bir konu ve buna duyarsız kalmamalıyız.ben kalamadım en azından..birazda duygusal olduğumdan bu olay çok etkiledi beni  çok içerledim üzüldüm.. benim hayvan sevgimi yakın arkadaşlarım çok iyi biliyor. bu konuda öyle hassasım ki ve bu etkinliğin konusunu okudugumda hemen çıkıp  ağaçlara  ekmek asmak geldi  içimden. maalesef çalıştığım için  mümkün olmadı bu ama en kısa zamanda  hiç olmazsa bir kaç tane ağaç yapmak istiyorum... yarın evden  ekmekleri hazırlayıp öğle arasında da ağaçlara asmayı düşünüyorum.. işyerimin bahçesinden başlayacağım..haberlerde de geçmişti bu konu ama neler yapabiliriz gibi bir durum söz konusu olmadı.sadece "Ayy yazık Allah yardım etsin " dedik bir çoğumuz.. neyse ki birileri boş durmamış  çok güzel bir etkinliğe teşvik etti hepimizi bizlerde elimizden geleni yapmalıyız.ne kadar çok kişiye ulaşırsa bu haber o kadar çok hayat kurtarırız.şimdi farkındalık zamanı e hadi o zaman güzel ellerinizle ağaçları donatıyoruz.. dostlarımıza yardım zamanı ..  etkinliğin facebook sayfasından alıntı yapıyorum..

2 Şubat 2010 Salı

Vay anasına be!

Bu kadar da olamaz demeyin, yaratıclıkta insanoğlunun üstüne yok. Otobüslerin üzerindeki bu reklamlara bakın ve görün.
Dev piton herkesi şok etti!
Yolcu otobüsünü boydan boya kaplayan piton görenleri önce şaşırttı ardından güldürdü. Danimarka, Kopenhag Hayvanat Bahçesi için çok yaratıcı bir çalışma sergiledi.
Belediye otobüslerini boydan boya kaplayan piton görenleri çok etkiledi.

Alıntı: tahribat.com

Çikolatadan Heykeller

Levent'teki MetroCity Alışveriş Merkezi de bir ilke imza atarak, Melodi Çikolota'nın sponsorluğunda çikolatadan heykeller yaptırarak, alışveriş merkezini gezmeye gelenlere ilginç bir seyir keyfi yaşatıyor.

" Dada bizim dedemiz,pop-art sevgilimiz"





normalde pek haber okumam arada bakarım ilgimi çeken bişi olursada takılıp kalırım. tesadüfen rastladığım bi haberi paylaşayım dedim benim baya bi ilgimi çekti hatta taksime yolum düştüğünde orayıda ziyaret etmeyi düşünüyorum .. belki sizlerinde ilgisini çekebilir  haberi görmeyen arkadaşlar olabilir..haberin konusundan alıntı yapayım..