2 Ağustos 2010 Pazartesi

Sen ve Ben Aynı Doğrunun Farklı Yönleriydik. . .

kalp ağrısı


Uzun zamandır  içimde ki küçük kızın söylediklerini yazmıyorum buraya..Çünkü son zamanlarda onu duymamazlıktan geliyordum hep ..Ama artık duyulmayacak gibi değildi sesi..Sonunda öylesine  kırılgan çıktı ki ,artık onunda daha fazla seslenmeye gücünün kalmadığını hissettim..Durdum kulak verdim ona
" Duy artık beni nereye kadar kaçacaksın,dur içine dön ! Söyleyeceklerimi dinle " dediğinde  artık daha fazla  görmezden gelemezdim..İçime döndüm..Baktım ona..Masum,Kırılgan,Yorgun..Tuzla buz olmuş, parçalanmış bi kalp tutuyordu elinde..Bana elindeki kalbi uzatarak " Bak ! iyi bak..Bu senin kalbin..Günlerdir sen beni duymazken ben burada onun dağılan parçalarını birleştirmeye onu onarmaya çalışıyordum..Sen yaşadıklarını kabullenmeyip kaçarken kendinden,ben burada kanayan yaralarını sarmaya çalışıyordum..Kaçma artık! Gel birlikte saralım..Olmaz mı?".. Haklıydı,ben kendimden bile kaçarken kalbimin kırıklarını onarmak ona düşmüştü..O kadar yanmıştı ki canım! Kaçarak; bunları hak edecek ne yaptığımı düşünmeye başlamıştım..Bulamadım ama ..Böylesini hak etmemiştim ki..
Yoksaymaya hiç yaşamamış gibi davranmaya çalıştım olmadı..Çok büyük bir şey değildi yaşadıklarım belki kimine göre..Ama bana göre büyüktü kaldırılamayacak kadar büyük.. Kafamın içi sorularla doluydu ama ben hiç birini soramıyordum ki..Nasıl sorabilirdim..Hangi sıfatla ? Kendi kendime cevaplar bulmaya çalıştım ..Ama bi puzzle gibi hep bi parçası eksik kalıyordu..Nereden başlarsam başlayayım aynı parçaya denk geliyordum..O parçanın adı " NEDEN "di ..Evet eksik  parçam "neden ?" Neden böyle yaptın? neden böyle oldu ? Neden Neden Neden ..Ama maalesef bulamadım o parçayı ..Şimdi puzzle hala eksik..Tamamlanacak gibi de değil ..Sonra içimde ki küçük kızla konuştum.. Bana ' kendime  itiraf edemediğim ne varsa söyledi ' Acı ama gerçek buydu ve kabullenmek  en doğrusuydu..İçime attığım ne varsa yüzleştim,artık kaçmıyorum..Kaçmamayı öğrendim..Ve bir anlık cesaretle  sorularımı dile getirdim..Konuştum.. Sessizliğimi bozdum..






Ama bazen  diyorum ki "Susmak en güzeliymiş aslında"..Karşındakinin kapasitesi bunu algılayamıyor-sa yada işine gelmiyorsa konuşmanın bi anlamı yokmuş..Ama gel gör ki Fuzuli'nin de dediği gibi "Söylesem tesiri yok, sussam gönül razı değil" Peki söyledim mi ? Evet kısmen söyledim..Ama söyledikde ne oldu? Hiç bir şey..İstediğim cevapları alabildim mi? Hayır..Yapılanları sineye çekip oturduk..Peki o canımı yakan çok mu umursadı bu durumu ? Hayır tabi ki...En yapmaz dediğin,en güvendiğin ,inandığın; gün gelip seni en umulmadık yerinden vurabiliyomuş,hiç düşünmeden kırabiliyomuş..Onun gibi biri , karşısındaki kişiyi  kolay kıramaz  incitemez derdim..Mantıklı,akıllı insan üç kere düşünür,bir kere adım atar derdim.. Ama yanılmışım..karşındakinin inancı, korkusu ,düşünleri ne olursa olsun o yapmaz  o öyle biri değil demiceksin yapar hemde en alasını yapar..herkesten her şeyi beklemek gerek..Ama Olsun. Yanıldığını anlayabilmek kabullenebilmek,hata yaptığını fark edebilmekte güzel bişey aslında..Ne var ki tek kötü yanı bi daha kimseye gerçekten içtenlikle güvenemeyecek olmak..İlla ki bir gün birilerine güvenicem, adı GÜVEN olucak belki ama ,benim anladığım  biçimde bi güven olmayacak bu..

Bu zmana kadar gerçekten böyle bir durum yaşamamıştım,hayal kırıklığı nedir  bilmezdim  ta ki son bi kaç ay da  yaşadığım durum söz konusu olana kadar..Önce kaldırmadım..Ama mantıklı düşünerek üstesinden geldim bu durumun..Ve aynen cevapsız bir şekilde bir daha hatırlamamak üzere kaldırdım..Geç oldu,Yara aldıktan sonra oldu ama,artık  kime? ne kadar? neden? nasıl? neye göre? güveneceğimi öğrendim..Bu 4N 1K yı kendime kural edindim..

Bana olumsuz yönde bir çok şey katan bu güzide insana çooook teşekkür ederim..Çok şey öğrendim sayesinde..Bu konuyla ilgili  bir şey yazmamıştım ama istedim ki günlüğümde birde böyle bi yazı olsun yaşattıklarına ve yaşadıklarıma dair..Devamı gelir belki..Bazen anlatacak çok şey var ,,bazen  hiç bir şey yok..


Ve son olarak  ;
Artık öğrendim ki; kimi sevdiğin önemliymiş..
Uzun yolu göze alamayana kelebek olunmazmış..
Nefesi yetmeyenle dipte 
hazine aranmazmış..
Aşkın ibadetini bilmeyene bayram bağışlanmazmış...

Bazen böyle birdenbire yaralanıveririz.Ama her yara iyileşir.Eninde sonunda kabuk bağlar, üstünü kapatır.Gözlerden saklanır.Çünkü hiçbir yara görülmek istemez... 
 



Hiç yorum yok :